ANASAYFA

İNFO

VideoMesajlar

AudioMesajlar

Fotoğraflar

Tanıklıklar

Basın

Hristiyan inancı

İlahiler

Şiir Köşesi

İncil Dersleri

e-Kitaplar

Kadın Köşesi

Kutsal Kitap

Çocuk Köşesi

Linkler

Animasyonlar

Konu  k Defteri

Guestbook-english

Forum

CHAT- SOHBET

Hristiyan türklerle tanışmak, Hristiyanlıkla ilgili sorular sormak, Karşılıklı saygı içerisinde sohbet etmek, İncilde anlamadığın konularda yardım almak, Dua konularını paylaşmak, Gidebileceğin bir kilise adresi danışmak, Tanrı sevgisi etrafında bir araya gelmek

Senin de isteğinse..  O zaman Sohbet Odamızda Buluşalım...

 

YENI KAYIT           ÜYE GIRIS

Küfür amaclı veya saldırgan, tehdit edici tavırlarla yaklaşanlar chat odasından uzaklaştırılırlar, üyeliklerini kaybederler

 

Nuh Tufanı ile ilgili olarak hazırlanan Filmi Seyeretmek İster misiniz?

Filmi seyretmek için tıklayın


 

 

 


 




Ali’nin çarpıcı olduğu kadar meydan okuyucu hayat hikayesinde onunla birlikte Suudi Arabistan’da Rab İsa Mesih’le karşılaşacaksınız. VİDEO’yu Seyredin...

 

 

 

 

 

KUTSAL KITAP


Kutsal Kitap 66 kesimden oluşur. Bu kesimlerden herhangi birini online olarak okumak için BURAYI tıklayabilirsiniz.

 

KURTULMAK İÇİN NE YAPMALIYIM?
Ben İyi Bir İnsanım. İnşallah Kurtulurum...Benim Zaten Dinim Var. En Son Din, En Son Kitap, En Son Peygamber Bizim. Ama Kurtulup kurtulmadığımı Ancak Allah Bilir..Nasıl? Ben Hristiyan Değilmiyim Yani? Ben Zaten Hristiyan bir Ailede Doğdum, Bebekken de Vaftiz Oldum. Yetmez mi?Günahlarımdan Kurtulmak, Tanrı'yla Barışmak ve Gerçek bir Hristiyan Olabilmek için Ne
Yapmalıyım? Kurtulmaya Niçin İhtiyacım Var?Günahlarımın Bağışlandığını Bilebilir miyim?Öldüğüm Zaman Cennete Gideceğimi Şimdiden Bilebilir miyim ?  MUTLAKA OKUYUN!!

 

 

 İSA FİLMİNİ SEYREDİN

The Jesus Film

 

 

 

 

 Sığınağım sensin

İşiten başka hiç kimse yok,
Seslendiğimizde bizi dinleyecek.
Ağlayışımızı kim umursuyor..
Bekleyen bir başkası yok,
Yüreğimiz korktuğunda
Yanımızda olan başka hiç kimse yok.

Sana sesleneceğim...
Zor anımda,
Sana sesleneceğim
Gözleyip bekliyorsun…
Yalnız sen duaları yanıtlarsın.
Sığınacağım başka hiç kimsem yok.
Sana sesleneceğim.
Sığınağım sensin…
Kederlendiğimde,
Sana sesleneceğim.
Gözleyip beklediğini biliyorum.
Sığınağım sensin.

 

 

EY GÖKLERDEKİ BABAMIZ

(ilahi verziyonudur)

Ey göklerdeki Babamız

Kutsal olsun Senin adın

Krallığın gelsin Senin

Gökte yerde arzun olsun

Gündelik ekmeğimizi

Bugün bize sağla yine

Bize borçlu olanları

Affettik biz, Sen de bizi

Aynen öyle,  affet yine

Bizi koyma denenmeye

Kurtar bizi kötülükten

Kurtar bizi kötülükten

Çünkü Krallık ve Kudret

Yücelikler hep Senindir!
Sonsuzluktan Sonsuza dek
Amin!

 

Bu ilahiyi Dinleyin

 

 

 

 

Ünlü denizbilimci Kaptan Jacque Cousteau güya müslüman olmuş... Yıllardır anlatılagelen bu masalın kasten uydurulan bir yalan olduğunu  belgeleriyle kanıtlıyoruz... 1997’te yaşama veda eden Cousteau’nun cenazesi bir camiden değil,  Paristeki bir katedralden kaldırıldı. İşte, Cousteau’nun bu iddiayı yalanlayan kanıt.... TIKLAYIN

 

Surpik Aykurt’u Kaybettik

Her gittiği yere küçük Grundig marka siyah teybini götürür, orada İsa Mesih’e iman etmiş birileri varsa hemen onlarla reportaj yapar, onların tanıklıklarını kaydeder ve daha sonra bu kasetleri çoğaltarak her yere dağıtırdı. Devam<<<

 

 

 

 

BANA GÜVEN, BANA GEL!

 

Sevgili çocuğum, yaşadığın zor sınavlar imanını güçlendirir,

 bu zorluklarda  kendini Bana bırakmayı öğrenirsin.

İçinde bulunduğun durum ne denli zor, ne denli ağır olursa olsun,

seni asla terketmeyeceğimi  ve hayalkırıklığına uğratmayacağımı bilmelisin.

Belki yaşamında ortaya çıkan çok sert ve ağır sorunlar, tüm dualarına ve yalvarışlarına karşın olduğu gibi kalıyor, ümitlerini ve gücünü tüketiyor.

Ama Ben Tanrın olan Rab, yardımımın doğru zamanlamasında kesinlikle hata yapmam.

Seninle ne zaman ve ne şekilde karşılaşacağımı çok iyi bilirim.Bana güven!

Senin için özel anlamı olan gerekli mesajı, Ruhum aracığıyla kaç kez, doğru zaman ve ortamda aldığını hatırla..

Bu olanlar bir tesadüf değildi. Bunlar, yaşamında olan herşeyin, en ufak ayrıntılarıyla tek tek ilgilendiğimi gösterir.

Sana yardım etmek ve yol göstermek istiyorum. Ama sen çoğu kez sana ne söylemek istediğimi duymadın.

Sözlerime kulak verirsen, mutlaka sesimi duyacaksın.

Benim sesim yumuşaktır, sevgi doludur.

Ben seni suçlamam, hatalarını, günahlarını yüzüne vurmam, bunu yapan düşmandir.

O, gece gündüz hiç durmadan bağırarak seni suçlar.Artık bir çıkış yolunun olmadığı yalanına seni inandirmaya çalışır.

Benim sesimi bastırmak için sesini yükseltir.

Onun bağırışlarını dinleme, Benim yumuşak, sevgi dolu sesime kulak ver.

Bana gel, günahlarını, hatalarını,

sorunlarını, kaygılarını ve zayıflıklarını Bana getir, çekinme!

Cesaretle Bana yaklaş, seni bunların hepsinden özgür etmek için bekliyorum.

 

Ruhunu sevinçle, mutlulukla doldurmak, imanını güçlendirmek istiyorum.

 

        Suna

 

Christen sind Volksfeinde ??
Eine Filmserie warnt vor Christen und Missionare und bringt sie mit Organhandel, Mafia und Prostitution in Zusammenhang.

(kreuz.net) Der bekannte landesweite türkische Fernsehsender ‘Show-TV’ hat am 8., 15. und 29. November 2007 eine neue Folge der alten Serie „Kurtlar Vadisi-Pusu“ Tal der Wölfe – ausgestrahlt.

Das berichtete das ‘Institut für Islamfragen’ der ‘Deutschen Evangelischen Allianz’ am 28. Dezember auf seiner Webseite. IIn dem geht es um die Beziehungen zwischen dem Staat, der Mafia und vier mächtigen Familien, welche im Film das ökonomische Leben des Landes kontrollieren. n dem Streifen wird auch die christliche Missionsarbeit erwähnt und in engem Zusammenhang mit Organhandel, Mafia und Prostitution gebracht.

Christen werden als Volksfeinde dargestellt.

Das Ziel der Christen ist es in der Serie, Türken zu betrügen und das Nationalbewußtsein zu schwächen, um so das Land unter sich aufteilen zu können.

Tal der Wölfe handelt von Organhandel, Prostitution, Mafia und den bösen Christen.

Außerdem wird unterstellt, daß türkische Christen mit ausländischen Mächten gemeinsame Sache machen und so das türkische Volk verraten. In der Folge vom 29. November wurde zum Beispiel wörtlich gesagt: Jemand muß in der Lage sein, diese Leute aufzuhalten.“ Und weiter: „Wie wir die Kreuzzügler [aus der Türkei] hinausgeworfen haben, so werden wir auch sie hinausbefördern. Wenn Du keine Waffe hast, will ich Dir eine geben." Das ‘Institut für Islamfragen’ weist auf das Gesetz der staatlichen Medienaufsichtsbehörde „RTÜK“ hin.

Es enthält die Nr. 3984 Paragraph 4. Diese will verhindern, daß Medien zu Gewalt, Terror oder ethnischen Benachteiligungen aufrufen. Ebenso untersagt es den Aufruf zum Haß gegen andere Volks-, Klassen-, Herkunfts- oder Religionsgruppen und die Anstiftung zur Volksverhetzung. In einem Kommentar erklärt das ‘Institut für Islamfragen’, daß christliche Missionsarbeit laut der türkischen Verfassung nicht verboten ist.

Doch gegenwärtig stünden Christen im Land stark unter Druck, weil gesellschaftliche Probleme den Christen und christlichen Missionaren angelastet würden. Die Art der Darstellung von Christen in der Serie „Kurtlar Vadisi-Pusu“ sei geeignet, gewisse moslemische Türken zu ermutigen, es als ihre Aufgabe anzusehen, gegen türkische Christen und Gemeinden vorzugehen.


--------------------
İsa Mesih diyor: ‘İlk ve son Ben`im. Diri Olan Ben`im. Ölmüştüm, ama işte sonsuzluklar boyunca diriyim. Ölümün ve ölüler diyarının anahtarları bendedir’ (Esinleme 1:17-18).

I started to cry and say "Yes, you are my Lord. I'm giving my life to you"


My grandmother was an Orthodox Christian. When she came to Turkey many years ago, she became a believer of Jesus Christ and started to join a small Protestant church in Istanbul. My mother wasn't a believer until I grew up. My father was a Muslim from Bulgarian Turks.

For many years I didn't understand much about the Bible. From time to time with my grandmother I joined the Sunday Services, but it was not really speaking to me. My father teased us a lot with the Christian faith. This is the reason I didn't take the faith seriously. When I was 17 years old, I started to have a lot of psychological problems. My family took me to many doctors. But I didn't receive an answer for my problem. God really started to work in my heart through this problem.

One day I was sitting hopeless at home. Some ladies from church visited me. They started to talk about Jesus. Even though I had heard about Jesus, this time something really hit me in the deepest part of my heart.

Still I was so doubtful to say yes to Jesus as my Savior and Lord. I was really afraid to give control of my life to somebody. I thought he really wouldn't let me live my own life. Even though I was sick psychologically, still my hope was to live a free lifestyle without any limits.

After that day I really fought with myself. "I will never give up, I will never be directed by someone who I do not know". These were my words in opposition to Our Savior. But one day I lost all of my power to be opposed to Him, I started to cry and say "Yes, you are my Lord. I'm giving my life to you".

It was a kind of miracle, after that day my psychological problem started to lose power over me. Then I started to share about Jesus with my family, and my mother and cousins became believers after me. I began to see God's hand in my family. But still there was a problem. My father didn't like what happened to us. He put pressure on us. He forbade us to tell anyone about our new faith. Our neighbors and friends never knew us as Christians for a while. It wasn't good for our spiritual life. We couldn't even join church easily. Then I started to pray for a Christian husband. My mother and cousins had no hope for my prayer.

Meeting my husband was a second big miracle in my life. He was a pastor of the Turkish Protestant Church and also a Turk from Muslim background. Through our marriage, God made a lot of difference in my family. One of the most important things is that my father has joined our church services for the last one year and a half. He doesn't say he has converted, but from his seriousness in the service we can see how God has changed his heart.

Sibel Ücal

 

 

kolnkilisesi.com

 

 

 

 


GÖLDEKI FIRTINA
'İsa kayığa binince, ardından öğrencileri de bindi. Gölde ansızın büyük bir fırtına koptu. Öyle ki, dalgalar kayığın üzerinden aşıyordu. İsa ise uykuya dalmıştı. Öğrenciler gidip O'nu uyandırarak, «Rab, kurtar bizi, batıyoruz!» dediler.
İsa, «Ey imanı kıt olanlar, neden korkuyorsunuz?» dedi. Sonra kalkıp rüzgârı ve gölü azarladı.
Ortalık sütliman oldu.
Hepsi hayret içinde kaldı. «Bu nasıl bir adam ki, rüzgâr da göl de O'nun sözünü dinliyor?» dediler.
(Matta:8-24-25).

İsa Mesih ve öğrencileri hep birlikte aynı kayığa biniyorlar gölün karşı yakasına geçmek için. Epey ilerliyorlar, o arada İsa uykuya dalmış. Hiç beklemedikleri bir anda ansızın bir fırtına kopuyor. Bu fırtına öylesine güçlü ki, dalgalar kayığın üzerinden aşıyor. Neredeyse batacaklar. Öğrenciler korku içinde feryat ediyorlar: ’ Rab kurtar bizi, batıyoruz’.

İsa Mesih bizlere sorunsuz, problemsiz bir yaşam vaadetmedi. Bu dünyada sıkıntılarımızın olacağını söyledi. Ama bu sorun ve sıkıntılar ne denli büyük olursa olsun, her zaman yanımızda olacağını vaadetti ve zafer sözünü verdi. İsa Mesih’e her durumda güvenmeliyiz, O’nun bizi yaşamlarımızdaki fırtınaların, zorlukların ortasında yapayalnız bırakmayacağını bilmeliyiz, iman etmeliyiz. İmanımız, büyük problemleri, sorunları küçültür. Büyük Tanrı yüreğimizde yaşarsa, sorunlarımız çok küçülecektir.

Eğer İsa Mesih, o fırtına anında öğrencilerin yanında olmasaydı, öğrencilerin bu denli korkuya kapılmaları çok doğal olurdu. Kutsal Ruh içimizde olunca, Rab yanımızdaymış gibi huzurlu olabiliriz. Bunun için İsa onlara : 'Ey az imanlılar, neden korkuyorsunuz?’ diye sordu. Çünkü kayıkta onların yanındaydı. Kutsal Ruh aracılığıyla da bizim içimizdedir, bizimledir.

Korkularımızda ve şiddetli sıkıntı anlarımızda İsa’yı, O’nun huzurunu ve vaatlerini çok kolay unutabiliriz. O’nun her an yanımızda olduğunu hatırladığımızda hemen bu imansızlığımız için O’ndan özür dileyip bu günahımızdan tövbe etmeli, imanımızı arttırması için O’na yalvarmalıyız. Acıyan ve bağışlayan Rab İsa bizi hemen bağışlayacak ve imanımızı güçlendirecektir. Yepyeni bir imanla, dağ gibi görülen sorunlara İsa’nın adında karşı durabiliriz o zaman.

Büyük sorunlar,acılar ve sıkıntılar hiç beklemediğimiz bir anda fırtına gibi karşımıza çıkabilir. Bu durumlarda İsa’ya olan imanımız denenir. İsa Mesih, fırtınalara bize zarar vermek için değil, ama imanda büyüyebilmemiz için izin verir.. O, fırtınaların tam ortasında bize yardım elini uzatacağına inanmamızı istiyor.

Ümitsizlik ve şüphe içinde dua ettiğimizde: Rab, batıyoruz, görmüyor musun?’ diyerek sitemli bir şekilde feryat ederiz genellikle. Rabbimiz, çocuklarının kalpten gelen haykırışlarını duyar ve kalkarak yaşamımızdaki fırtınayı azarlar ve her taraf süt liman olur. Bunu her birimiz yaşamlarımızda pek çok kez yaşadık. Bunun için O'na her zaman şükretmeliyiz.


Denenmelere düştüğümüz zaman bazen sınavı kaybederiz, ama üzülmeyelim. İsa’nın, öğrencilerine dönerek: 'Ey az imanlılar!' deyişini hatırlayalım. Kayıkta İsa onların yanındayken, 'Rab, batıyoruz’ diyerek imansızlık ederek feryat ettiklerinde, Rab onların haykırışlarını duydu. Onlara: 'Bana güvenmediniz. Ne haliniz varsa görün!' demedi. Ayağa kalktı, bir sözle fırtınayı azarladı ve herşey sütliman oldu.

Senin yaşamındaki fırtına nedir? Hastalık mı? Yoksulluk mu? Maddi sıkıntı mı? Aile içi geçimsizlikler mi? Bir yakınını kaybetmenin acısı mı?
Ölüm korkusu mu? Bunalım mı? Yaşamındaki düzensizlikler mi? Bunlara daha bir çoklarını ekleyebiliriz. Sorun ne ve ne denli büyük olursa olsun farketmez. İsa’yı çağırabilirsin. ‘Rab batıyorum, tükendim, bu sorunlarla baş edemiyorum, yardım et diye feryat edebilirsin. İsa Mesih senin de feryadını duyacak, yardımına koşacak, yaşamındaki fırtınayı azarlayarak herşeyi düzene sokacaktır. Çünkü, İSA MESİH TÜM FIRTINALARIN ÜZERİNDEDİR, FIRTINALARIN HEPSİNDEN BÜYÜKTÜR. O yaşayan diri Rab’dir, merhametlidir, sevgi doludur. Kurtuluş elini herkese uzatıyor, kendisini tüm yüreğiyle çağıran herkese. Karanlıkta olanları ışığına çekmek, kaybolanları aramak ve kurtarmak, yaşamlarındaki fırtınalar yüzünden batmak üzere olan herkesin fırtınalarını bir sözle dindirmek istiyor. İsa Mesih sevgi dolu yardım elini sana da uzatıyor. " Kutsal Kitap'ta Mezmur 50:15'te şu sözleri okuyoruz:

'Sıkıntı gününde beni çağır, seni kurtarırım ve beni yücelteceksin’.
Sıkıntı gününde beni çağır' diyen Tanrı'nın bu yardım çağrısı bugün senin için de geçerlidir.

Esenlikte kalın
Suna

Ich bin Christ - und immer noch ein echter Türke
„Ich bin Christ – und immer noch ein echter Türke“


„An Jesus will ich glauben – egal, was andere sagen.“

Mein Name ist Hakan Tastan. Ich bin Türke und lebe mit meiner Frau und meinen zwei Kindern in Istanbul. Dass ich irgendwann in meinem Leben wieder so glücklich werden würde, hätte ich vor ein paar Jahren nicht geglaubt. Aber Jesus hat mein Leben verändert. Er hat mich wieder froh gemacht.
Mehr>>>


2007’de Türk Protestanlara 19 saldırı



Zülfikar Ali AYDIN / SABAH 2007 Türkiye'de Protestan Hıristiyanlar'a yönelik saldırıların tırmandığı yıl oldu. Protestan Kiliseler Birliği hükümetin dikkatini çekmek için rapor yayımladı.. Daha önce insan hakları kuruluşlarının hazırladığı aylık ve yıllık insan hakları ihlalleri raporları uygulamasını Türkiye'de yaşayan Protestan Hıristiyanlar da başlattı. Malatya'da Zirve Yayınevi'nde 3 kişinin boğazları kesilerek öldürülmesi ve artan fiili saldırılar nedeniyle, Türkiye Protestan Kiliseler Birliği ilk kez yaşananlara hükümetin dikkatini çekmek için bir rapor hazırladı. Cemaatlerine yönelik toplam 19 saldırıyı rapor ettiklerini söyleyen Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Basın Danışmanı İsa Karataş, 2007 için "En karanlık yıldı" dedi. Rapora göre Türkiye Protestan cemaati misyonerlik faaliyetleri nedeniyle fişleniyor, etkinliklerine izin verilmiyor. Cemaate yönelik saldırıların bazıları kamera kayıtları ile tespit edilmesine rağmen zanlılar yakalanamıyor ve olay karanlıkta kalıyor.

'BİRÇOK KİŞİ KORKTU'
Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Danışmanı İsa Karataş, bir çok cemaat mensubunun korktuğu için isminin rapora yazılmasını istemediğini belirterek, "Hükümet ve devlet kuruluşları bu linç kampanyalarının karşısında aktif tutum almalıdır. Medya hoşgörüsüzlüğe ve ayrımcılığa neden olan yayınlardan kaçınmalı. Farklı dinlere mensup kişilerin vatandaş olarak eşit haklara sahip olduğu fikri aktif olarak işlenmelidir" dedi.
2007'nin saldırı raporu
* 28 Ocak: Samsun Agape Kilisesi Derneği kimliği belirsiz kişiler tarafından taşlandı ve zarara uğradı failler yakalanamadı.

* 2 Nisan: Samsun Agape Kilisesi'nin temsilcisi Orhan Pıçaklar aldığı tehdit mailleri nedeniyle polise ve savcılığa yaptığı başvurulardan sonuç alamadı.

* 18 Nisan: Malatya'da Hıristiyanlık içerikli kitaplar basan ve dağıtan Zirve Yayınevi'nin ofisi basıldı. Necati Aydın, Uğur Yüksel ve Tilman Geske bıçaklanarak ve boğazları kesilerek öldürüldü.

* 1 Mayıs: İzmir Ödemiş'te Sevgi Topluluğu temsilcisi Mehmet Şahin Çoban'ın aracı taşlı saldırıyla camları kırıldı Belirsiz aralıklarla evi ve toplantı yeri kimliği belirlenemeyen kişilerce taşlandı. Failler yakalanamadı.

* 15 Mayıs: Kilise lideri Orhan Pıçaklar'ın 11 yaşındaki oğlu okulunda babasının yanına götüreceklerini iddia eden gençler tarafından kaçırılmaya çalışıldı. Pıçaklar'ın oğlu kaçıp okul müdürüne sığınarak kurtuldu. Kaçırma girişimini yapan failler yakalanamadı.

* 20 Mayıs: İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı'nın Eskişehir'deki binası molotof atılarak yakılmak istendi.

* 6 Haziran: Samsun Agape Kilisesi önderi Orhan Pıçaklar bir konser için izin başvurusunda bulundu. Samsun Belediyesi 'misyonerlik' faaliyeti gerekçesiyle izin vermedi. Protestanlar belediyeyi İçişleri Bakanlığı'na şikâyet etti.

* 21 Mayıs: Ankara'da Hıristiyanlık ile ilgili yayınlar yapan Radyo Shema'ya meçhul iki kişi tarafından yapılan saldırı hazırlığı çalışanlar tarafından fark edilince zanlılar kaçtı. Kamerayla tespit edilen iki zanlı yakalanamadı.

* Haziran-Temmuz: Antalya İncil Kilisesi'nde aynı kişi tarafından 8 kez ibadet engellenmeye çalışıldı. Saldırgan her olay sonrası tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı

* 26 Temmuz: İstanbul Kocamustafapaşa Agape Kilisesi taşlandı.

* 3 Eylül: İstanbul Protestan Kilisesi Vakfı'nın İzmit hizmet binası kundaklanmak istendi. Çıkan yangın söndürüldü. Fail yakalanarak tutuklandı.

* 30 Aralık: Antalya İncil Kilisesi önderi Ramazan Arkan'a suikast hazırlığında olan bir genç yakalandı. Başka suçları da bulunan genç tutuklandı.
Youtube'da Hedef Gösterildi
* 7 Kasım: Agape Kilisesi lideri Orhan Pıçaklar'ın resmi, ev adresi, telefonu ve diğer kişisel bilgileri 'youTube'da yayınlanarak hedef gösterildi. Video yayından kaldırıldı ve polis aracılığıyla incelenmek için İstanbul'a gönderilen görüntüleri hazırlayanın kim olduğu tespit edilemedi.

* 25 Kasım: Orhan Pıçaklar kilise çıkışında aracıyla seyir halinde iken önü kesildi ve kaçırılmak istendi. Kaçırma girişiminde kullanılan araç plakası sahte çıktı. Zanlılar sorgularında kaçırma değil, Pıçaklar'ın 'aracını sıkıştırdıklarını' söyleyince serbest kaldı

* Kasım: "Kurtlar Vadisi-Pusu" dizisinde Hıristiyanlık karşıtı, 4 bölüm yayınlandı. Bu dizi hakkında İstanbul savcılığına suç duyurusunda ve RTÜK'e şikâyette bulunuldu.

* 25 Aralık: Cemaatin kilisesine ait internet sitesinin sohbet odasında Hz. Muhammed'e hakaret edildiğini ileri süren bir gazete kilisenin adresini yayımlayarak hedef gösterdi.

* 29 Aralık: Orhan Pıçaklar telefon ile sayısız kez ölüm tehditleri aldı. Konu savcılığa bildirildi, soruşturma açıldı. 7 Ocak 2008'de tehdit eden kişi tespit edilerek gözaltına alındı, serbest bırakıldı ve 2-3 gün sonra Orhan Pıçaklar'ı tekrar tehdit etti.

--
Ben, RAB, seni dogrulukla cagirdim, Elinden tutacak, Seni koruyacagim. Seni Halka antlasma, Uluslara isik yapacagim.Yeseya 42:6

 

 

...KUMSALDAKİ AYAK İZLERİ...
İnanlının biri bir gece bir rüya görmüş: Upuzun bir kumsal boyunca yanında İsa Mesih ile yürüyormuş. Onlar yürürken tam karşılarındaki gökyüzünden de bir film şeridi gibi inanlının hayatından sahneler geçiyormuş. Kumsal adamın hayat yolu imiş sanki... İnanlı kumda iki çift ayak izi olduğunu fark etmiş... Bir çifti kendisinin bir çifti İsa'nın. İsa'ya iman ettikten sonra İsa hep onunla yürüyeceğine söz vermiş ve uzun bir süre birlikte yürümüşlerdi.

Hayatının son sahnesi de gökyüzünden geçtikten sonra inanlı, kumdaki ayak izlerine boydan boya bir daha bakmış ve birden bir şey dikkatini çekmiş. Hayat yolunun pek çok bölumünde kumda sadece bir çift ayak izi görülüyormuş ve adam dehşet içinde farketmiş ki , ayak izleri, teke, hayatının en kötü, en acı anlarında iniyor. Bu keşfi onu fena halde rahatsız etmiş ve İsa'ya sormaya karar vermiş.

Ya Rab, eğer sana inanırsam senin yolundan gidersem her zaman yanımda olacağına, her zaman yanıbaşımda yürüyeceğine söz vermiştin... Oysa hayat yoluma bakıyorum. En zorlu en kötü, en acılı anlarımda sadece bir çift ayak izi görüyorum kumda... Anlayamıyorum Rabbim, Hayatın kolay günlerinde yanımda yürüyorsun da sana en muhtaç olduğum zor anlarda beni niye terkediyorsun?

İsa gülümseyerek cevap vermiş: 'Sevgili, çok sevgili evladım....Ben seni çok seviyorum ve asla terk etmem ve etmedim. Hayat yolundaki o zorlu sınav günlerinde, yani en acılı, en kötü anlarında kumda hep bir çift ayak izi gördün. Dikkat et! Ayak izleri teke indiğinde derinleşiyor. Çünkü, o sıralar ben, seni kucağımda taşıyordum....

 

 poster_15874.jpg


 

 

 

TÜRKİYE'DE HRİSTİYANLIK PROPAGANDASI

Hıristiyanlık propagandası yaptığı gerekçesiyle RTÜK’ün bir radyoya verdiği uyarı cezası Danıştay’a takıldı. Hakim Demirtaş mütalaasında, yayının propaganda değil, dini bilgi olduğuna işaret ederek, AİHM’nin ‘Din özgürlüğü, komşuyu inandırma hakkını da kapsar’ kararına atıfta bulundu.

RADYO ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) Hıristiyan dini içerikli yayın yaptığı gerekçesiyle bir radyoya verdiği uyarı cezası, Danıştay tarafından bozuldu. RTÜK, ‘Hıristiyan dini içerikli yayın yaptığı’ gerekçesiyle, Ankara’da yayın yapan ‘Shema’ adlı radyoya uyarı cezası verdi. Kurul, radyonun yayınlarının, toplumun milli ve manevi değerlerine, Türk aile yapısına aykırı olduğu gerekçesiyle verildiğini bildirdi.

HÜRRİYET TEK İNANCA YÖNELİK
Bunun üzerine radyo, işlemin iptal edilmesi için Ankara 7. İdare Mahkemesi’ne başvurdu.
Ancak mahkeme, davayı reddetti. RTÜK’e hak veren mahkemenin kararında, yayının içeriğini oluşturan Hıristiyanlık yaşam felsefesi ve motiflerinin, tek bir inanca yönelik olarak toplumda özgürce kanaat oluşmasını engelleyecek biçimde verildiğini belirtti.

DEMOKRASİNİN TEMELİ
Radyonun kararı temyiz etmesi üzerine dosya Danıştay’a taşındı. Danıştay 13. Dairesi, İdare Mahkemesi’nin bu kararını, bilirkişi incelemesi eksik olduğu gerekçesiyle bozdu. Danıştay Tetkik Hakimi Erkan Demirtaş, mütalaasında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesinde düzenlenen din, düşünce ve vicdan özgürlüğünün demokratik toplumun temellerinden biri olduğunu belirtti.

İNANDIRMA ÖZGÜRLÜĞÜ
Demirtaş, AİHM’in, AİHS’in din özgürlüğünü düzenleyen 10’uncu maddesi kapsamında verdiği bir kararında, ‘Maddede öngörülen din özgürlüğü yalnızca, bireyin dini inancını diğerleriyle topluluk halinde veya aynı inancı paylaşanlar arasında açığa vurma özgürlüğünü değil, tek başına özel olarak, örneğin aydınlatma yoluyla komşusunu inandırma hakkını da kapsar’ denildiğini anımsattı. Demirtaş, bu kapsamda, ‘komşusunu inandırma (ikna etme) hakkının’ da din özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

 HOŞGÖRÜNÜN GEREĞİ
Demirtaş, ‘AİHS uyarınca, kabul gören veya zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil, aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar da düşünce özgürlüğü kapsamındadır. Bunlar bir demokratik toplum için olmazsa olmaz; çok seslilik, tolerans ve hoşgörünün gerekleridir’ dedi. Demirtaş, Anayasa’da da din ve inanç özgürlüğünün sadece ‘istismar etme ve kötüye kullanma’ hallerinde yasaklandığına dikkat çekti.

PROPAGANDA DEĞİL
RTÜK’ün uyarıda bulunduğu radyo yayınının ‘yasa dışı faaliyetin propagandası’ olarak değerlendirilemeyeceğini söyleyen Demirtaş, yayının dini bilgi şeklinde yorumlanmasını istedi. Demirtaş, mütaalaasında ‘Yayın, yasadışı faaliyetin propagandası olarak algılanamaz, içerik yönünden dini bilgi niteliğindedir’ değerlendirmesinde bulundu.
(Haberturk.com)

  

BİZ KİMİZ? (KİLİSEMİZİN TARİHÇESİ)

 

 

Köln İsa Mesih İnanlıları Topluluğu yerel bir cemaat olup herhangi bir Hristiyan organizyasyonuna bağlı değildir.

 

Köln İsa Mesih İnanlıları Topluluğunun başlangıcı 1981 yılına kadar geri gider. O tarihte Türkiye'den Almanya'ya yerleşen bir aile Köln'de karşılaştıkları bir Mesih inanlısından İsa Mesih'in kurtuluş müjdesini duydular ve zaman içerisinda bu ailenin fertleri birer birer İsa Mesih'e Rab ve Kurtarıcıları olarak iman ettiler. Bu alilenin yaşadığı apartman bloğunda yaşayan Türkiye'li diğer göçmenler de İncil'in müjdesiyle karşılaştılar ve iman edenler hafta içinde evlerde Dua ve İncil dersleri hizmetlerine başladılar. İsa Mesihle ilgili sevinç getirici habere Köln ve çevresinde inananlar çoğaldı ve düzenli bir şekilde toplanmaya başladılar.

Bazı nedenlerle ara verilen toplantılar 1988'de yeniden başlatıldı ve Rabbin de mucizevi bir şekilde çalışmasıyla, Türkiye kökenli bazı ermeni aileler, yine bazıAntakya'lı Ortodoks aileler iman ederek bu topluluğa katıldılar. Bu kez toplantılar daha düzenli bir şekilde sürdürüldü ve iman ederek vaftiz olan birçok kişi topluluğa katılmayı sürdürdüler. Sünnilik ve Alevilikten Rab İsa Mesih'e inananlar olduğu gibi, Ortodoksluk ve Katoliklik gibi Hristiyan mesheplerinden, ayrıca Yehovanin Şahitleri tarikatinden dönen kişiler tövbe edip Rab İsa Mesih'e iman ederek topluluğa katıldılar. Bu topluluk Rabbin bir eseridir. Topluluğun bugüne gelişinde maddi manevi katkısı olan her kardeşi Rabbimiz bolca bereketleyecektir!

Bugün inanlılar topluluğuna sayısı yüzün üzerinde insan katılıyor. İlahiler, vaazlar ve İncil dersleri Türkçe olarak veriliyor. Bununla birlikte Gençlik Grubunun ve Çocuk Grubunun toplantıları hem Türkçe, hem de Almanca olarak yapılıyor.

Pazar günkü Dua Hizmetimiz saat 15.00-17.00 arasında Burgunder Str. 16'da yapılmaktadır. Toplantı salonumuz pazar sabahları saat 10.00-12.00 arasında Alman Mesih inanlıları (Gemeinde Köln-Süd) tarafından kullanılmaktadır. Her iki haftada bir olmak üzere toplantı sonrası kalmak ve sohbet etmek isteyenler için saat 18'e kadar kahve-çay-kek vs. eşliğinde sohbet zamanımız oluyor.

İlahilerde gitar eşliğinde batı tarzı müziklerin yanısıra, bağlama ve darbuka gibi enstrumanler eşliğinde türk müziğine de eşit ağırlık verilmektedir. Tapınmalarımız sade, içten geldiği gibi özgürce olmakta, belirli bir doktrin, Kilise veya görüşün uygulamalarını yansıtmamaktadır.

  

GÖREV VE SORUMLULUKLARIMIZ

 Köln İsa Mesih Topluluğu (İncli Kilisesi), Federal Almanya Cumhuriyeti'nin kanunları çerçevesinde ve İncil'in öğretileri doğrultusunda, özellikle Türkçe konuşan insanlara yönelik olarak ibadethane açmak, ibadetini yerine getirmek, üyelerinin ruhça gelişmesini sağlamak, Kutsal Kitap'ın öğretilerini öğretmek, inancının uygulamaları için kendi içinde eğitim sağlamak (teoloji, hitabet, müzik, film vs.), halka inancını açıklamak ve yaymak, din görevlileri eğitmek ve atamak (önderler, vaizler, öğretmenler vb.), ihtida belgesi vermek, vaftiz, resmi işlemlerin sonrası dinî düğün ve cenaze törenleri yapmak, umumî veya umuma açık olmayan kapalı yerlerde dinî bayramları kutlamak, dinî bilgiler vermek, kamuoyu yaratmak, halkı aydınlatmak, yayınlar hazırlamak (broşür, kitap, basın, radyo, televizyon), din veya kanaat konusunda kamuoyu araştırmak (anket, açık oturumlar vb.), seminerler veya konferanslar düzenlemek, sosyal hizmetler sunmak vb. için ticari veya siyasi olmayan dinsel bir kuruluştur.

 

Toplulugun siyasi bir görüşü, doktrini yeya bu yönde herhangi bir amacı, emeli yoktur. Mesih inanlıları bulundukları her ülkede kendilerini yöneten hükümetlere tabi olurlar, yöneticileri için dua ederler. Türk Mesih inanlıları olarak, özellikle aşırı milliyetçi ve dinci kesimlerin bize yaptıkları (Türkiye devletinin altını oyuyorlar, bizi birbirimize düşürüyorlar, dış ajanların kuklası oluyorlar, Bizans'a hizmet ediyorlar, gibi) asılsız yakıştırmalarını reddediyor ve burada bir kez daha yineliyoruz: Toplulugun siyasi bir görüşü, doktrini yeya bu yönde herhangi bir amacı, emeli yoktur. Mesih inanlıları bulundukları her ülkede kendilerini yöneten hükümetlere tabi olurlar, yöneticileri için dua ederler.

 

İmam hatiplinin Kürtçe İncil'i
"
Müezzinlik yaptıktan sonra Hıristiyan olan imam hatip mezunu Resul Yıldırım, İncil'i Kürtçe'ye çevirip bastırdı.

Adı Resul Yıldırım. Elazığ'daki imam hatip lisesini bitirdikten sonra müezzin oldu. 1987'de Almanya'ya göç etti ve Hıristiyanlığa geçti. Gerçeğe Doğru Yayınevi ile anlaştı. Ve 14 yılda Kürtçe'ye çevirdiği İncil'den 10 bin adet bastı.

Tevrat ve Zebur'u da Kürtçe'ye çevirdi

Satış fiyatı 3 YTL olan bu Kürtçe İncil'ler, Güneydoğu'da elden ele dolaşıyor. Yayınevi bedava dağıtılan İncil'lerin mali kaynağını açıklamaktan kaçındı. Yıldırım'ın Kürtçe'ye çevirdiği Tevrat ve Zebur'u da baskıya vereceği belirtildi.

Ölüm tehditleri alıyorum
Ölümle tehdit edildiğini belirten Resul Yıldırım "Koruma almadım. Çeviriyi de sabote etmek istediler" dedi.

İmam hatipli, İncil'i Kürtçe'ye çevirdi

İmam hatip lisesinden mezun olduktan sonra müezzinlik yapan imam Almanya'da Hıristiyan oldu. Bununla da kalmadı İncil'i Kürtçe'ye çevirdi.

Elazığ'da imam hatip lisesini bitirdikten sonra camilerde müezzinlik yapan imam Resul Yıldırım, 1987 yılında Almanya'ya gitti. Bir süre sonra iltica ederek, Alman vatandaşlığına geçti. Bir Alman kadınla evlenen Yıldırım, İncil'i okudu. Aynı yıl Hıristiyanlığı seçti. 1992 yılında İncil'i Kürtçe'ye çevirmeye karar verdi. İstanbul'daki Gerçeğe Doğru Yayınevi aracığıyla tanıştığı, kendisi gibi Hıristiyanlığı seçen Diyarbakırlı Said Alpaslan'ın da yardımıyla tam 14 yılda Kürtçe İncil'i tamamladı. " P e y m a n a Nû/adıverilen Kürtçe İncil, Mayıs ayında Gerçeğe Doğru Yayınevi tarafından "MizgMesalt başlığıyla 10 bin adet basıldı. Yayınevinin kendi matbaasında basılan Kürtçe İncil, 554 sayfadan oluşuyor. Üzerinde satış fiyatı 3 YTL olarak görülen İncil, Güneydoğu bölgesinde elden ele dolaşıyor. İncil'i Kürtçe'ye çeviren Resul Yıldırım ile Said Alpaslan kendilerini "Mesih inanlıları" olarak tanımlıyorlar. Halen ölüm tehditi aldıklarını söyleyen ikili, İncil'den sora yine Kürtçe'ye çevirdikleri Tevrat, Zebur'u da baskıya vermeye hazırlanıyor.

'Annem Babam Okusun diye'

Eski imam Yıldırım, 14 yıl süren Kutsal Kitap çevirisine annesi ve babasının sadece Kürtçe bilmesi nedeniyle başladığını anlatıyor. Çeviri sırasında en çok yöresel hayvan ve bitki adlarında zorlanmışlar. Ölüm tehditlerine rağmen koruma almadıklarını ifade eden Yıldırım, "Hep aynı şeyleri söylüyorlar. 'Kafir oldunuz' gibi sözler" diye anlatıyor yaşadıklarını. Kürtçe İncil'in yayımcısı Gerçeğe Doğru Kitapları Genel Yayın Yönetmeni İsa Karataş ise yaklaşık 40 kitap yayımladıklarını belirterek kitapların dağıtımlarının engellenmeye çalışıldığından şikayet ediyor.

http://arsiv.sabah.com.tr/2006/06/21/gnd103.html


Konvertiten Muslime, die Christen werden, leben gefährlich

Sie werden bedroht, beschimpft und bedrängt: Muslime, die zum Christentum übergetreten sind, leben hierzulande gefährlich – vor allem, wenn sie für ihren Glauben unter Muslimen werben. WELT ONLINE hat eine türkisch-evangelikale Gemeinde in Köln besucht und dort mutige Menschen getroffen.

Als habe er dem Leibhaftigen ins Auge geschaut, verfärbt sich das Gesicht des älteren Herrn mit dem grauen Bart und dem weißen Käppi dunkelrot. Mit bebender Stimme faucht er auf Türkisch: „Was fällt dir ein? Du sagst mir, einem Muslim, ich solle Christ werden?“ „Genau“, erwidert der angesprochene Esat Avcioglu, seines Zeichens Pastor einer türkischen Christengemeinde. Dann setzt er nach: „Sie haben die freie Wahl! Lesen Sie das Traktat, dann können Sie überlegen, ob Sie Christ werden wollen.“ Gleichzeitig hält er dem Muslim ein Heftchen vor die Brust (Titel: „Wie komme ich in den Himmel?“). „Freie Wahl?“, raunzt der Muslim ungläubig. Doch dann stutzt er, schnappt sich das Heftchen, verschwindet – und hat Bekanntschaft mit einem unbequemen Grundrecht gemacht: mit Religionsfreiheit, die das Recht auf Mission und Glaubensabfall einschließt.
Missionieren unter Muslimen ist extrem gefährlich
Über Muslimmission, wie die türkisch-evangelikale Gemeinde Pfarrer Avcioglus aus Köln sie betreibt, wird derzeit heftig gerungen: Eine Position lautet, Kirche müsse hiesigen Muslimen das Evangelium bringen und selbstbewusst die geltende Religionsfreiheit nutzen. Dies verkünden Teile der Evangelischen Kirche in Deutschland (EKD) um den Ratsvorsitzenden Wolfgang Huber und der Evangelikalen-Dachverband Evangelische Allianz in Deutschland (EAD). Ein anderer Teil der EKD spricht sich gegen Missionsarbeit aus. So verfassten zahlreiche Theologen kürzlich einen offenen Brief, in dem sie vor Muslimmission warnten, weil sie dem Religionsfrieden schade. Sogleich attestierten auch islamische Verbände, Mission schüre Konflikte.

Und es stimmt ja: Religionsfreiheit ist konfliktträchtig. Nur sind die Opfer dieser Konflikte zunächst einmal nicht die Muslime. Kaum jemand veranschaulicht dies besser als die bis zu 6000 türkischen oder arabischen Evangelikalen in Deutschland, die meist erst hier vom Islam zum Christentum übertraten und nun Muslime zu bekehren versuchen.

Wenn zum Beispiel die Gemeindeglieder Pfarrer Avcioglus in die Kölner Zuwandererviertel ziehen, in Chorweiler Büchertische aufstellen und mit Gitarren musizieren oder in Nippes Passanten ansprechen, dann werden sie oft als Volksverräter, Höllenpack und Gotteslästerer beschimpft oder hören gar Morddrohungen.
Ex-Muslime, die Christen werden, bringen immense Opfer
Welche Opfer sie erbringen müssen, weil sie ein Grundrecht in Anspruch nehmen, zeigen vor allem aber die Lebensgeschichten konvertierter Ex-Muslime, von denen die Marburger Islamwissenschaftlerin Ursula Spuler-Stegemann einige gesammelt hat: Mal wurden die Neu-Christen von ihren Familien verstoßen, gejagt oder verprügelt, mal fast totgeschlagen oder angezündet. Auch in der Kölner Gemeinde kursieren Geschichten von niedergestochenen oder verstümmelten Konvertiten. Aber das sind Ausnahmen. Häufiger sind weniger blutige und dennoch brutale Schicksale. Da ist etwa die 60-jährige Sacide, eine kleinwüchsige Dame mit leicht verklärtem Lächeln. Einige Zeit nach ihrem Übertritt zum Christentum verstarb ihre Mutter. Foto: Globus Infografik
Die meisten Deutschen (51 Millionen) gehören den christlichen Kirchen an. Die Zahl der Muslime in Deutschland liegt bei 3,3 MillionenAls sie zum Begräbnis in die türkische Heimat reiste, ließen Schwester und Schwager sie nicht mehr an die Leiche der Mutter herantreten. Als Abtrünnige sei Sacide unrein, sie beschmutze das Begräbnis. „Ich habe meiner Schwester trotzdem vergeben“, sagt Sacide. Das habe Gott von ihr verlangt.

Oder die Geschichte von Mehmet, ebenfalls ein Kölner Gemeindeglied (mit diesem verklärten Lächeln). Gemeinsam mit seinen Eltern konvertierte er zum Glauben an Christus. Nachdem die Familie dies bekannt gemacht hatte, bekam sie Besuch von Mehmets Neffen. Kaum war der Neffe in der Wohnung, prügelte er auf Mehmets alten Vater ein – weil der die „Familienehre verraten“ habe.

Als der muskulöse Mehmet dazwischensprang, sagte der geprügelte Vater nur: „Lass ihn, Mehmet! Wäre ich noch Muslim, hätte ich vielleicht auch so gehandelt.“ So viel Güte erweichte sogar das Herz des zornigen Neffen.

In dieser Opferbereitschaft liegt womöglich ein Schlüssel zum – wenngleich bescheidenen – Erfolg der winzigen Minderheit. Immerhin wuchs die Kölner Gemeinde binnen 15 Jahren von drei auf 40 Familien an. Und auch andere türkisch-christliche Gemeinden berichten von Zulauf.
Die Erfolgsgeschichte kann auch als Zerstörungswerk gelesen werden
Was nach Erfolgsgeschichte klingt, ließe sich allerdings auch ganz anders erzählen: als Zerstörungswerk. So jedenfalls wird das selbstbewusste Auftreten türkischer Christen im muslimischen Milieu oft erlebt. Schließlich brechen die missionarischen Neu-Christen in eine meist homogene Lebenswelt ein, in der Familie, Volk und Tradition noch als rein muslimisch wahrgenommen werden. Wer in diese vom Pluralismus kaum berührte Welt mit einem fremden Glauben eindringe, zerstört laut dem Kulturanthropologen Werner Schiffauer in den Augen vieler Muslime eine stabile Ordnung, aus der sie Geborgenheit und Glaubenskraft schöpfen. Zudem ist den zugewanderten Muslimen auch aus ihren Herkunftsländern eine Gleichberechtigung nicht muslimischer Glaubensgemeinschaften unbekannt. Und von Ägypten bis in die Türkei werden christliche Missionare und Konvertiten noch heute öffentlich als Ruhestörer und Anarchisten bezeichnet. Deshalb wohl bekämpfen manche Muslime hierzulande die Religionsfreiheit so ungeniert: weil sie sich als Verteidiger einer heilen Welt verstehen. Wenn man so will: weil sie sich im konservativen Abwehrkampf gegen die zerstörerisch-pluralistische Moderne sehen. In dieser Auseinandersetzung sehen viele in den türkischen Christen Streiter für das westliche Freiheitsverständnis. Denn sie fordern unter muslimischen Angehörigen und Bekannten Respekt für das Recht auf religiöse Entscheidungsfreiheit ein, sie verkünden, wenngleich als Nebeneffekt ihres Bekehrungseifers, das westliche Ideal des mündigen Einzelnen, der aufgrund freien Entschlusses seinen Lebensweg wählt.
Ein Siegeszug religiöser Selbstbestimmung
Was schon beim Gottesdienst der Kölner Gemeinde ins Auge springt, wo Männer und Frauen bunt gemischt sitzen und mit gen Himmel gestreckten Händen Lobpreislieder singen. Kaum ist der Gesang – der an orientalische Liebeslieder erinnert – verklungen, beginnt geradezu eine Siegesfeier religiöser Selbstbestimmung: Schlagworte
Islam Muslime Christentum Taufe Konvertiten Bedrohung Gefahr Glaubensfreiheit Religion Zwei junge, frisch bekehrte Ex-Muslime mit Kevin-Kuranyi-Bärtchen treten ans Pult und erzählen, welche Argumente für Christus oder Mohammed sie monatelang abwogen, bevor sie sich aus freien Stücken für das Christentum entschieden (zum Beispiel: „Erst die Feindesliebe Jesu brachte mir Frieden mit den Kollegen“, oder: „Der Geist Jesu lebt in den Menschenrechten“). Beide berichten auch, wie sie sich dem Druck ihrer Familien widersetzten, der von angedrohtem Kontaktabbruch und in Aussicht gestellter Enterbung bis zum Vorwurf reichte, sie verrieten Ehre, Ahnen und Heimat. Doch inzwischen haben zumindest die Eltern dieser beiden jungen Männer akzeptiert, dass ihre Kinder selbst entscheiden, welchen Glaubensweg sie einschlagen. Seitdem wehe in seiner Familie ein neuer Wind, erzählt einer der Konvertiten: „Harmonisch ist es nicht immer, aber dafür darf ich glauben, was ich will.“ Das klingt nach Freiheit.

http://www.welt.de/politik/article1548769/...efaehrlich.html

 

The Christian Counter
The Christian Counter

free online visitor stat counter

 

KÖLN

Ücretsiz İncil Ismarlayın


ECTV Eutelsat'ta
(Hotbird 7A) 13.0º Doğu
11411 Ghz
Yatay
27,500 Sembol/Saniye
5/6 Fec

ECTV TV Kanalını Buradan Seyredebilirsiniz

 

 Dedikodu Eder misin?   

Adamin biri ünlü filozof Sokrates'e gelir ve " Senin o arkadasin o adam var yaaa" diye konusmaya baslar.
Sokrates hemen adamin sozunu keser ve "Arkadasim" der, " O kimse hakikinda konusmadan once benim sana 3 sorum olacak; onlari yanitladiktan sonra bana hala soylemek istiyorsan soyliyebilirsin olur mu?"
Adam peki der.
Sokrates 3 sorusunu siralar; " Bana soyliyeceklerinden tam emin misin, yani yuzde yuz emin misin?"
Adam " Sey yani.. oyle diyorlar ama yuzde yuz diyemem" der
"Peki" der Sokrates, " o kimse hakkinda bana soyliyeceklerin iyi seyler mi bari?"
Adam yine " Yok canim, tam tersidir" yanitini verir.
"Peki bana duyduklarini ya da bildiklerini soylemen illa gerekli midir? diye sorar filozof.
Adam yine " Hayir" der.
Bu sefer Sokrates, "O zaman hic bir sey soyleme " der..

Kulagi olananlar duysun....

see the other photos/weiteren Bildern anschauen

 

FOTOGRAFI BUYUK FORMATTA SEYREDIN

 

church5.jpg

 

BUYUK formatta_seyredin.jpg

 

 


'Yaratılıştan Sonsuzluğa'
isimli bu filmi internet üzerinden online olarak izleyebilirsiniz. Tanrı'nın insanı yaratması, insanın günaha düşmesi, ve seven Tanrı'nın günahlı insanı tekrar kendisine çekebilmek amacıyla gerçekleştirdiği en büyük olayı - yani insan bedeni alıp yeryüzünde yaşamasını anlatan bu Kutsal Kitap öyküsünü İZLEYİNİZ.

 

 

Ya Rab Bugün Değil, Yarın

Bir yıl geçiyor, yepyeni bir yıl başlıyor
Hep üç yüz altmış beş gün
Yılda 365 kez bana sorduğun soru şu:
Bugün Beni izlemeye başlayacak mısın?
Kendini tam olarak Bana vermeni istiyorum.
Ama Rab, bugün başlamaya cesaretim yok!
Aslında öyle meşgulüm ki..
Seni düşünecek zamanım yok.
Senin için yaşamak, çarmıhını taşımak istiyorum.
Fakat yalnız bir saatçik
Seni izlemek istiyorum, ama her zaman değil
Çarmıhını taşımak istiyorum, ama ağırını değil
Sana sunu sunmak istiyorum, fakat kendimi değil
Sevmek istiyorum fakat çok değil
Seni izlemeye başlamak istiyorum
Fakat bugün değil, ama belki yarın

Ama sevgili İsa'm Senin sesin hiç değişmiyor
Hala öyle tatlı, hala öyle sevgi dolu ki..
Ve hala: 'Bugün beni izlemeye başlayacak mısın?'
Diye sormaya devam ediyorsun.
Ne kadar sabırlısın Rab
Şaşıyorum bu eşsiz sevgine.
Bağışla beni göksel Babam,
Yaşamımı ellerine al, beni Sen yönet
Sana her zaman hizmet etmek, çarmıhını taşımak istiyorum
Ne denli ağır olursa olsun.
Sevmek istiyorum, tıpkı Senin sevdiğin gibi.
Seninle birlikte yürümeye, seni izlemeye
Bugün başlamak istiyorum ey Rab
Ama bugün, yarın değil.

(Almanca'dan tercüme edilmiştir)


 

NUH TUFANI FILMI

 

  Nuh Tufanı- 'Yok Olup Giden Dünya'- 'The World that Perished.' Tufanın Kutsal Kitap kayıtlarına dayanılarak hazırlanan bu filmde, bu dünyanın yaşadığı en korkunç felaketi ve bu felaketten sağ çıkan sekiz kişinin yaşam öyküsünü bulacaksınız. Filmi seyretmek için TIKLAYIN

 
İngilizce Hristiyan TV kanalı CTN'i CANLI olarak buradan seyredebilirsiniz / Watch CTN Live Streaming

Darwin’in teorileri Sallantıda

Darwin'in hayatın oluşumu ile ilgili ortaya attığı 140 yıllık 'su birikintisi' teorisi sarsılıyor. Kaliforniya Üniversitesi kimya profesörü David Deamer, Londra'da hayatın başlangıcı ile ilgili uluslararası konferans öncesinde yaptığı açıklamada, teoriyi test eden araştırmada şaşırtıcı ve bir o kadar da üzüntü verici sonuçlar elde ettiklerini açıkladı...Haberin Devamı-

 

Kim?
Kim sever beni, senin gibi Rab,
Kim, canın verir benim için?
Suçumun izleri avuçlarında,
Günahlarım bağışlandı

Kim duyar sesimi, senin gibi Rab,
Kim siler benim gözyaşlarım?
Ümidim seninle, senin elinde,
Özgürüm artık günahlardan...

 

Şiir

SENİ ASLA BIRAKMAM SENDEN ASLA VAZGEÇMEM

 

Sana cocuğum diyorum, öylesin, çocuğumsun. Seni adınla cağırdım,

Benimsin.

Buna Ben karar verdim ve seni seçtim. Sevgime yanıt verdin, ama ilk adımı Ben attım.

Sana olan sevgim duygusal bir sevgi değil.

Benim sevgim, senin yaşamını olumlu yönde değiştirir.

Artık sen eskisi gibi değilsin, yepyeni bir yaratıksın, inayet cocuğusun.

Sevgili yavrum sözlerime itaat etmediğin ve beklentilerimi yerine getirmediğin zamanlar vicdanın rahatsız oldu.

Bu yüzden Bana yaklaşmaya çekindin, seni azarlamamdan, cezalandırmamdan korktun.

Oysa Bana gelirsen, sadece SEVGİMLE karşılaşacaksın.

Seni asla bırakmam, senden asla vazgeçmem, geri çevirmem ve sırtımı sana dönmem.

Sevgili çocuğum Bana gel, Ben de, sevgimle hep sende kalacağım.

Benim sevgim güvenilir, sarsılmaz, gerçek sevgidir. Bitmez ve sonu gelmez.

Bazen yanında olmadığımı, senden çok uzakta olduğumu hissettiğin anlar oldu.

Kendini yapayalnız, terkedilmiş sandın. Ama Ben seni hiç bırakmadım,

Benden uzaklaşıp kendi yoluna giden sendin.

Ben, sabırla Bana dönmeni bekledim. Sevgi dolu kollarım herzaman açık seni bekliyordu.

Sen Benim için çok değerlisin sevgili yavrum.

Seni öylesine sevdim ki, uğruna Canımı verecek kadar.

Senden asla vazgeçmem. Sana söz verdiğim gibi, herzaman yanında seninle olacağım.

Yeter ki Bana dön!

 

- Suna


 

Türkiyenin Farkli Yolu

2000-2006 döneminde W. Bush’un önde gelen danışmanlarından biri olan Michael Gerson, Washington Post’ta Türkiye’nin din özgürlüğüne ilişkin yaklaşımını “Türkiye’de Farklı Yol” başlıklı makalesinde değerlendirdi.

“Modern Türkiye’nin parlak başarısını etrafındaki karanlık belli ediyor” ifadesini kullanan Gerson, Suudi Arabistan veya Kuzey Sudan’da dini değiştirmenin idamla cezalandırılan bir suç olduğunu, geleneksel olarak hoşgörülü olan Malezya’da bile dini değiştirmek isteyen bir kişinin mahkemece engellendiğini belirtikten sonra Türkiye’deki uygulamalara dikkat çekti.

Gerson şunları yazdı: “Türkiye’de ise, nüfus cüzdanınızda yasal bir din değişikliği, sadece noterden bir yazı gerektiriyor ve şimdiye kadar Hıristiyanlığa geçen birkaç yüz kişi bunu yaptı.”

Buna karşın Türkiye’de de din özgürlüğünün en tartışmalı özgürlük olduğunu, “mezheplerin güçünden korkan” laik düzenin geleneksel olarak azınlık dini gruplara bazı hakları vermeyi reddettiğini yazan Gerson, misyonerlere yönelik iddialara da yer verdi.

Michael Gerson, Erdoğan hükümetinin, hem Müslümanlara, hem de dini azınlıklara daha da özgürlük sağlayacak AB üyeliğinden yana tavır aldığını, din özgürlüğü konusunda bazı adımlar atıldığını belirtirken de “Türkiye’de din konusundaki yasal çerçeve iyileşirken bile yükselin İslami etkinin birdenbire şiddet fırtınaları yarattığı” yorumunu da yaptı.

Malatya cinayetlerinin yurt dışında yarattığı şoka da değinen Gerson, ancak cinayetlerin ardından Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nun yaptığı, misyonerliğin bir “doğal hak” olduğu yolundaki açıklamasına dikkat çekerek, Türkiye olmazsaydı "Bir Müslüman liderden gelen bu tür bir açıklığın" icat edilmesi gerekeceğini yazdı.


NEWS FROM EGYPT (2004):


A Muslim man in Egypt killed his wife and then buried her with their infant baby and 8-year old daughter. The girls were buried alive! He then reported to the police that an uncle killed the kids. 15 days later, another family member died. When they went to bury him, they found the 2 little girls under the sand ALIVE!

The country is outraged over the incident, and the man will be executed.

The older girl was asked how she had survived.

"A man wearing shiny white clothes, with bleeding wounds in his hands, came every day to feed us. He woke up my mom so she could nurse my sister," she said. She was interviewed on Egyptian national TV, by a veiled Muslim woman news anchor. She said on public TV, "This was none other than Jesus, because nobody else does things like this!" Muslims believe Isa (Jesus) would do this, but the wounds mean He really was crucified, and it's clear also that He is alive! But, it's also clear that the child could not make up a story like this, and there is no way these children could have survived without a true miracle. Muslim leaders are going to have a hard time to figure out what to do with this, and the popularity of the Passion movie doesn't help! With Egypt at the center of the media and education in the Middle East, you can be sure this story will spread. Christ is still turning the world upside down! Please let this story be shared here too. The Lord says,

"I will bless the person who puts his trust in me." (Jeremiah 17:7)

Zeugnis von Meryem Demir

Eine türkische Muslima wird Christ, nachdem sie jemand auf Jesus hinweist und sie die Bibel liest



Ausgangspunkt Türkei
Mein Name ist Meryem Demir (Namen und Orte geändert), ich komme aus der Türkei. Ich bin am 15.9.1970 in Mersin geboren und dort aufgewachsen, aber meine Familie gehört zu den Kurden in Bingöl, meine Muttersprache ist Sasa. Meine Mutter heißt Hanife, mein Vater Ali. Ich bin das jüngste von acht Geschwistern. Meine Familie ist islamisch und sehr religiös. Drei der älteren Geschwister lesen den Koran und kennen sich im Islam sehr gut aus. - Ich besuchte ein Mädchengymnasium. Später arbeitete ich in einer Bank, die Kredite an Handwerker und Kleinbetriebe vergibt.

Da ich aus politischen Gründen um mein Leben fürchten musste, floh ich nach Deutschland. Wäre ich in der Türkei geblieben, hätten die Behörden nicht nur mir selbst, sondern auch meiner Familie viel Schaden zugefügt.


Zum ersten Mal einen Teil der Bibel gesehen

Ein Neues Testament habe ich erstmals bei meiner in Antep lebenden großen Schwester gesehen. Sie sagte, dass sie darin lese. Ich wurde wütend auf sie und machte ihr Vorhaltungen, sie als Muslima dürfe doch solch ein Buch weder berühren noch darin lesen. Aber meine Schwester sagte, in diesem Buch gebe es wunderschöne Worte und Verse und ihr gefalle das Buch. Damit war unser Gespräch über das Neue Testament beendet. -- Monate vergingen, und ich hätte so gerne einmal in das Neue Testament hineingeschaut, das ja angeblich so wunderschöne Worte enthielt, aber mein Entschluss, eine gute Muslima zu sein, und die Tatsache, dass ich meiner Schwester schwere Vorwürfe gemacht hatte, hinderten mich, das Buch in meine Hände zu nehmen und zu lesen.

Dann kamen große Nöte in mein Leben und ich musste mit vielen Alpträumen leben. Mit der Hilfe meiner Kusine Gül Akyol kam ich nach Deutschland. Ich hatte in der Türkei am selben Ort wie meine Kusine gearbeitet und wir kannten uns gegenseitig sehr gut. Auch Gül hatte Probleme gehabt und war vor etwa vier Jahren nach Deutschland gereist. Ich selbst bin erst etwa neun Monate hier.


In Deutschland der entscheidende Hinweis
Während der ersten zwei Monate in Deutschland wohnte ich bei meiner Kusine. Gleich in den ersten Tagen sah ich in ihrem Leben große Veränderungen. Ich kannte sie kaum mehr. Ich konnte die Veränderungen in ihr nicht verstehen oder einordnen. War wohl die Tatsache, dass einige von Güls Problemen in Deutschland gelöst worden waren, der Grund für die Veränderungen? Meine Kusine war vorher leichtsinnig und ausgelassen gewesen, liebte das Geld, gehörte gerne zur gehobenen Klasse, kleidete sich gut und liebte das Vergnügen. Aber jetzt sah ich ihre von innen heraus leuchtenden, lachenden Augen, ich sah Liebe, Barmherzigkeit und Hilfsbereitschaft. Gül schien alles Interesse für Weltliches verloren zu haben. Ich wunderte mich sehr, konnte aber zunächst nicht nach dem Grund für diese Veränderungen fragen. Nach zwei drei Tagen sagte sie mir, sie sei an Jesus Christus gläubig geworden, und falls ich wolle, könne ich kleine Broschüren über Jesus lesen. Auf ihrem Bücherregal sah ich ein Neues Testament. Ich erinnerte mich an die Worte meiner Schwester. Hier war nun wieder das Buch, das ich mehrere Jahre lang aus Angst nicht zu lesen gewagt hatte.

Der Bibel ausgesetzt
Plötzlich war ich sehr lesehungrig. Ich begann mit den Traktaten. Die Worte Gottes hatten Wirkung. Ich war gespannt, aufgeregt, manchmal zitterte ich sogar oder hatte Mühe beim Atmen. Ich las das Matthäus-Evangelium. In Matthäus 13, 13-15 las ich, dass manche Leute Ohren haben und doch nicht hören und Augen haben und doch nicht sehen. Sie kommen nicht zur Einsicht und bekehren sich nicht. - Als ich das zu verstehen suchte, fürchtete ich, ich könnte zu den Uneinsichtigen gehören, die der Herr Jesus nicht erwählt hat, und ich weinte. Ich fragte mich: 'Kennt mich der Herr wohl als sein verlorenes Schaf oder nicht?' Ich las weiter in Matthäus. Vieles verstand ich nicht. Ich sagte mir, der Herr habe mich wohl nicht erwählt, und weinte einen ganzen Tag lang. Mit meiner Kusine und ihren Verwandten besuchte ich türkische Gottesdienste und lernte mehr über Jesus. Ich fühlte innerlich Hunger und Sehnsucht nach etwas, gleichzeitig erlebte ich bei der Beschäftigung mit Jesus Freude und inneren Frieden, die ich nicht beschreiben konnte. Wenn ich mein vergangenes Leben betrachtete, empfand ich Ekel vor mir, und ich schämte mich wegen all dem, was ich getan hatte. Ich merkte, dass ich sehr sündig war. Ich erfuhr, dass Jesus Christus für mich ans Kreuz gehängt und genagelt wurde. Ich hörte, er sei der Herr, der auf Grund seines vergossenen Blutes meine Sünden vergeben könne. Ich verstand, dass wenn ich den Herrn anrufen werde, er mir helfen und mich mit seinem Blut von meinen Sünden reinigen werde.

Der entscheidende Schritt
Ich las in Matthäus 13, 3-9 vom vierfältigen Ackerfeld. Ich wünschte mir so sehr, "ein gutes Ackerfeld" zu sein, auf das Gottes Samen fällt. Ich wollte viel Segen empfangen und viel Frucht bringen. Ich sprach mit meiner Kusine über diesen Bibeltext und bat sie um Hilfe bei meiner Umkehr und Lebensübergabe. Meine Kusine freute sich sehr. Wir beteten zusammen, und ich glaubte an Jesus Christus. Ich verstand jetzt, dass all die Veränderungen, die ich bei meiner Kusine beobachtet hatte, darauf zurück zu führen sind, dass sie Christus kennen gelernt hat. Durch Jesus Christus ist sie von Neuem geboren worden. Auf diese Weise ist so zu sagen eine neue Gül zur Welt gekommen. Die Veränderungen in Gül, und dass sie jetzt dauernd für den Herrn tätig ist und von ihm gesegnet wird, hat mich sehr bewegt und beeindruckt; sie ist für meinen eigenen Glauben ein Vorbild. So habe ich gerne und mit ganzem Willen und ganzem Herzen geglaubt. Jesus Christus sagt: "Ich bin der Weg, die Wahrheit und das Leben."

Meryem Demir
ONDALIK
TANRI VERENİ BEREKETLER (Yazar: İsmail Kulakçıoğlu)

O zaman RAB, İlyas`a şöyle seslendi:

Buradan ayrıl, doğuya git. Şeria Irmağı`nın doğusundaki Kerit Vadisi`nde gizlen.
Dereden su içeceksin ve buyruk verdiğim kargaların getirdiklerini yiyeceksin.”

RAB`bin söylediklerini yapan İlyas, gidip Şeria Irmağı`nın doğusundaki Kerit Vadisi`ne yerleşti.
Dereden su içiyor, kargaların sabah akşam getirdiği et ve ekmekle besleniyordu.

Ancak ülkede yağmur yağmadığı için bir süre sonra dere kurudu. İlyas ve Sarefatlı Dul Kadın
O zaman RAB, İlyas`a, 'Şimdi kalk git, Sayda yakınlarındaki Sarefat Kenti`ne yerleş' dedi, “Orada sana yiyecek sağlaması için dul bir kadına buyruk verdim.”

Sarefat`a giden İlyas kentin kapısına varınca, orada dul bir kadının odun topladığını gördü. Kadına: “Bana içmek için biraz su verebilir misin?” dedi.

Kadın su getirmeye giderken İlyas yine seslendi: “Lütfen bir parça da ekmek getir.”

Kadın, “Senin Tanrın yaşayan RAB`bin adıyla ant içerim, hiç ekmeğim yok” diye karşılık verdi, 'Yalnız küpte bir avuç un, çömleğin dibinde de azıcık yağ var. Görüyorsun, bir iki parça odun topluyorum. Götürüp oğlumla kendim için bir şeyler hazırlayacağım. Belki de son yemeğimiz olacak, ölüp gideceğiz’.

İlyas kadına, “Korkma, git yiyeceğini hazırla” dedi, “Yalnız önce bana küçük bir pide yapıp getir. Sonra oğlunla kendin için yaparsın.

İsrail`in Tanrısı RAB diyor ki, `Toprağa yağmur düşünceye dek küpten un, çömlekten yağ eksilmeyecek (1.Krallar: 17:2-14).

Sarefatlı dul kadının sevinerek vermesi için küpler dolusu unu, çömlek çömlek yağı yoktu. Bir pişirimlik unuyla çömleğin dibinde azıcık yağı vardı; o da kendisinden isteniyordu. İlyas Peygamber’e acınacak durumunu anlatmaktan başka çözüm bulamıyordu, elindeki yiyeceklerin, son yiyecekleri olduğunu anlatmaya çalışıyordu.

Luka 4:25’te İsa Mesih o günleri ‘Bütün ülkede korkunç bir kıtlığın baş gösterdiği İlyas zamanı... diye tanımlıyor. Demek ki, kıtlığı yaşayanların durumu hiç de iç açıcı değildi. Kaygının ötesini, ölüm korkusunu yaşamaktaydılar. Dul kadın öleceklerini söylerken boş konuşmuyordu; belki de açlıktan ölenleri görmüştü, söyledikleriyle zor durumunu, ölümü beklediğini anlatmaya çalışıyordu.

Sonunda dul kadın, tüm yoksulluğuna karşın, korkularına bakmak yerine Tanrı’ya bakmayı ve vermeyi seçti. Tanrı’ya güveni boşa çıkmadı. Rab, onun fiziksel gereksinimlerini karşıladı.

Kadın gidip İlyas`ın söylediklerini yaptı. Hep birlikte günlerce yiyip içtiler.
RAB`bin İlyas aracılığıyla söylediği söz uyarınca, küpten un, çömlekten yağ eksilmedi’ (1.Krallar 17: 15 –16).

Tanrı, Kutsal Kitap’ın birçok yerinde sunu, ondalık, bağış verenlere bereket vaat etmiştir.

 

 

Köln kilisesi Mesih İnanlıları eV. Federal Almanya’da Evangelischealianz’ın inanç açıklamasını kabul eden yerel bir dinsel kuruluştur.

1981-2008

10 Şubat 2005 tarihinden bugüne kadar sitemizin aldığı sayfa gösterim sayısı üst sağ köşedeki sayaçta görülebilir.

Number of our page openings since Feb 2005 to be found above

Webmaster

MSN icin: kolnkilisesi@msn.com

DONATE TO THIS MINISTRY

2008 -Cologne Turkish Ministries

Free Web Counter

free online visitor stat counter