



|
İSA FİLMİNİ SEYREDİN The Jesus Film
’4 Spiritual Laws in turkish - Dört Ruhsal Kuralı Hiç
Duydunuz mu? 1- Tanrı sizi seviyor; 2-İnsan günahlıdır ve
Tanrı'dan ayrı düşmüştür; 3-İsa Mesih günahlı insanı kurtarmak için tek Çaredir;
4-Kurtuluş İçin İsa Mesih'i kabul etmelisiniz. İNDİRİN.. |
KADIN KÖŞESİ Kadının bu gün toplumdaki yerinden Tanrı memnun mudur? Erkeğin
otoritesi altında ezilmek Tanrı'nın kadın için planladığı bir düzen midir? TANRI VE KADIN Üçüncü sayfa haberlerini okumak bana zor
gelir. İnsanın insana yaptığı zulmün haberidir onlar. Ölüm, cinayet, kazalar,
dövülmeler, yaralanmalar, gasplar, hırsızlıklar. Dünyada aklınıza gelebilecek
hatta gelmeyecek bir çok kötülüğün var olduğunun ispatıdır üçüncü sayfa
haberleri. Kadınların gördüğü işkenceyi de işte bu üçüncü sayfa haberlerinden
anlayabilirsiniz. Erkek doğuramadığı için kocasının sıcak su döküp yaktığı bir
kadın, bir başka gün namusundan sadece şüphelendikleri için taşlanarak
öldürülen bir kadıncağız daha ve dayak yiyen yüzlerce kadın. Haklı ya da
haksız sebeplerden şiddet görmüş kadınlar. Dövülmeleri için küçük bir sebep yeter.
Çünkü erkeğin onun üzerinde yetkisi vardır. Döver de sever de.... Peki bu kadar kadın hakları var da bu
kadınların hakkı neden yok? Aslında bu gerçek sadece erkeğin kadına
uyguladığı şiddet değildir. İnsanın güçlü olanın zayıfı ezmeye meyilli olan
günahlı tarafının bir göstergesidir. Büyük kardeş küçüğünü ezer, anne baba
çocuklarını ezer, patron işçiyi, erkek kadını ezer. Eğer kadın erkekten daha güçlü olaydı
(hem maddi hem de fiziksel bakımdan) ben eminim ki kadınlar da erkekleri
dövebilir, baskı altında tutabilirdi. Ve bazen bunun örneklerini çok ender de
olsa görebiliyoruz. Bu sorun sadece erkek kadın değil insan
olmanın getirdiği bir sorundur. Sorunun çaresi var mıdır? Bu güne kadar
yapılanlar bu baskıların ya da eşitsizliğin sonunu getirmiş midir? Cevap
Hayırdır. Peki ezilenlerin hakkını kim savunacak kim bizi anlayacak şefkat
gösterecek, eşimizi ya da babamızı ağabeyimizi ya da patronumuzun fikrini değiştirecek?
Bu böyle mi gelmiş böyle mi gidecek? Toplumlara baktığımızda özellikle
kadınlara yapılan istismarın kaynağını “din” olarak görebiliriz. Bu din
sadece ilahi dinler değil, çok tanrılı dinlerde kadını istismar etmiş yanlış
amaçlar için kullanmıştır. Kadın şunu yapmaz, böyle yürümez bunu giymez, onu
takmaz... Böyle kuralların amacı nedir ya da bu kurallar sadece kadın için
midir? İnançların getirdiği düzeni güçlü taraf ne yazık ki zayıf tarafı ezmek
için bir araç olarak kullanma fırsatını kaçırmamış. Tanrı gerçekten böyle mi istiyor? Güçlünün zayıfı ezdiği hor
gördüğü bir dünya mı Tanrı’nın arzuladığı? Hatta en sonunda şöyle bile
düşünebilirsiniz; Tanrı beni düşünüyor mu? Bana değer veriyor mu? Kadınların
Tanrı’nın gözünde bir değeri var mı? İnsanların yaptıklarıyla Tanrı’yı değerlendirmek yanlıştır.
İnsan günahı Tanrı’nın iyiliğini ve kutsallığını göstermez. Tanrı bizi seviyor. İnsanlar her ne kadar O’nun
sözlerini her devirde suistimal etseler de O yine de bizi seviyor. Ne yazık ki insan elinde bulundurduğu
gücü kendi çıkarı için kullanmaya bayılır. Özellikle de insanın ruhsal
inançlarını töre ve gelenek haline getirip baskı aracı yapmışlardır. Ya da insanları
bedensel olarak kötü şekillerde kullanmışlardır. Örneğin siyah derili
insanları Tanrı’nın onlara bu hakkı verdiğini söyleyerek yüzlerce yıl köle
olarak kullanmışlardır. Ya da başka bir putperest inançta kadınları
tapınaklarda fahişe olarak kullanmaktan çekinmemişlerdir. Tarih sayfalarında
bu tür şeylere her satırda rastlayabilirsiniz. Yukarıda Tanrı’nın bize olan sevgisinden kısa da olsa
bahsettik. Acı içindeki, haksızlığa uğramış bir kişi için sevgiden bahsetmek
biraz acı veriyor. Çünkü acı çektikçe Tanrı’nın varlığından ya şüphe duyuyor
ya da O’na daha çok bağlanıyor. Bizim için Tanrı’nın Sözü olan ve Tanrı’yı tek gerçekten
tanıyabileceğimiz kaynak olan Kutsal Kitap’tan biraz biz kadınlar hakkında ne
söyleniyor bakmak istiyorum. Eski Antlaşma dediğimiz Tevrat ve Zebur’dan
incelemeye başlayalım. Daha sonra İncil’den İsa Mesih’in sözlerine ve
İncil’in kadınlar için düşüncelerine bakacağız. TANRI'NIN BENZEYİŞİNDE
YARATILAN KADIN
Tanrı'nın Sözü olan Kutsal Kitap belirli bir düzen içinde
yazılmıştır. Tam başlangıçtan sonra kadar bize insanlık ve Tanrı'nın insan
için planının tarihini anlatır. Şöyle başlar “Başlangıçta Tanrı Gökleri ve
yeri yarattı” Yaratılış 1:1 Bunun devamında Tanrı'nın dünyayı ve insanı yaratışı
anlatılır. Şaşırtıcı olan şey Tanrı'nın insanı yaratırken onu kendi
benzeyişinde yaratmasıdır. Bu benzeyiş sadece Adem için geçerli değildir.
Kadında Tanrı'nın benzeyişinde yaratılmıştır. Tanrı dünyayı ve sonra Adem’i yaratır “Tanrı. ‘İnsanı kendi suretimizde kendimize benzer yaratalım’
dedi.... Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.Böylece insan Tanrı suretinde
yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.” Yaratılış 1:26,27 Ayetlerde de gördüğümüz gibi Tanrı insanları kendi suretinde
yarattı. Suretinde ne demektir? Yani kendi
benzeyişinde yaratmıştır. İçimizde Tanrı’dan bir parça vardır. İnsan yaratılırken
Adem önce kadın sonra yaratılmıştır bu doğrudur. Ancak Tanrı'nın benzeyişinde
yaratılmış olmamız eşittir. Tanrı'nın gözünde bu yüzden hepimiz değerliyiz. İnsanın yaratılışının ayrıntılarını daha
sonraki ayetlerde okuyoruz “Rab Tanrı Adem’i topraktan yarattı ve
burnuna yaşam soluğun üfledi. Böylece Adem
yaşayan bir varlık oldu.” “Sonra ‘Adem’in yalnız olması
iyi değil” dedi. ‘Ona uygun bir yardımcı yaratacağım” (yardımcı sözcüğünü
sonrada açıklayacağım) “Rab Tanrı Adem’e derin bir uyku verdi. Adem uyurken
Rab Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı. Adem’den
aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem’e getirdi. Adem, “işte
bu benim kemiklerimden alınmış kemik, Etimden alınmış ettir” dedi. Ona
“Kadın” denilecek, Çünkü o adamdan alındı. Bu nedenle adam annesini babasını
bırakıp karısına bağlanacak. İkisi tek beden olacak.” Yaratılış 2:18, 21-24 Bazen kişiler bir kaburga kemiğinden bir insan yaratma fikrini
kabul edemeyerek bu ayetleri hor görüyorlar. Eğer bir hiçten Tanrı dünyayı ve
her şeyi yaratmışsa bir kaburga kemiğinden bir kadın yaratması zor olmasa
gerek. Tanrı kadını erkeğin bir parçasından yarattı, Tabii ki
Tanrı'nın gözünde insan iki kişi değildir. Bir bütünün iki parçasıdır. İnsan
sadece kadın ya da erkek değildir. İnsan eşittir erkek ve kadındır. Yaratılışta
mükemmel olan kadın ve erkek beraberliğini Tanrı her zaman
arzulamaktadır. “Çünkü kadın erkekten yaratıldığı gibi erkekte kadından
doğar.” İncil 1. Korintliler 11:12 Bu “yardımcı” sözcüğüne biraz yer ayırmak istiyorum. Çünkü bu
sayede kadının Tanrı’da gerçek yaratılış amacını biraz olsun anlayabiliriz.
Yardımcı sözcüğü Kutsal Kitap’ın yazıldığı dil olan İbranice’de “ezer”
sözcüğüdür. Bu ayette “yardımcı yaratacağım” ifadesi ile “bir ezer
yaratacağımı kasteder. “Ezer” kelimesinin Kutsal Kitap’ta diğer kullanılış
yerlerine bakarsak tam olarak Tanrı'nın ne demek istediğini anlayabiliriz. “Babamın Tanrısı bana yardım etti....” Çıkış 18:4 “Yardım göndersin sana kutsal yerden” Mezmurlar 20:2 Umudumuz Rab’dedir, Yardımcımız kalkanımız O’dur. Mezmur 33:20 “Gözlerimi dağlara kaldırıyorum Nerden yardım gelecek” Mezmur 121:1 Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. (kitapçığın sonunda “ezer
sözcüğünün kullanıldığı yerlerin bir listesini bulabilirsiniz) Dikkat
ederseniz hep Tanrı'nın yardımı konusunda kullanılmış bir ifadedir. Tanrı
kadını yaratırken yardımcı sözcüğü ile erkeğe güç veren her konuda onu
destekleyen güç anlarında ona yardım eden bir yardımcı olmasını istedi. Ona
kendi insanlara nasıl yardım ediyorsa kadının da erkeğe öyle yardım etmesini
istedi. O erkeğe bir yardımcı yarattı köle değil. Burada kadına düşen sorumlulukta büyüktür. Saygı ve sevgiyle
erkeği destek olmakla vazifelendirilmiştir. Mükemmel olan yaratılışın kadın
ve erkek için olan planı buydu. . Kadın Tanrı’nın gözünde değerlidir. Çünkü onu erkek gibi kendi
benzeyişinde yarattı. Ona canı ve ruhu veren Tanrı’dır. Kadının değeri kendi
yaratanının değerinden gelmektedir. Günümüz dünyası ne yazık ki bu değerin
çok uzağındadır. Peki bu kadar güzel bir yaratılış ne oldu da bozuldu. Bu günkü
yozlaşmış dünyanın ortasında yukarıda yazılanlar hayal gibi gelmektedir. Bozulmanın nedenini Kutsal Kitap tek bir kelime ile açıklar
“günah”. Adem ve Havva’nın günah düşme hikayesinin herhalde şu ya da bu
şekilde duymuşsunuzudur. Bu olayın gerçeğinin ayrıntılarını Kutsal Kitap’ın
Yaratılış bölümünde okuyabilirsiniz. İşte mükemmel yaratılışın günümüzde
devam etmemesinin sebebi. Günah, Ve güçlü olan zayıf tarafı ezmeye başlar.
Tanrı'nın tasarısının yani kadınla erkeğin birbiri içindeki uyumu bütün her
şey gibi yıkılmaya başladı. Bu gün de onun sonuçlarını görüyoruz. Değersizlik
saygısızlık ve hoşgörüsüzlük erkek ve kadın ilişkilerine damgasını vurmuştur.
Kutsal Kitap’ın Eski Antlaşma bölümü olan Tevrat’ta ilerlemeye
devam ettiğimizde Tanrı'nın kadına kaybolan saygısını geri vermek için pek
çok kural koyduğunu okuruz. İncil’de İsa Mesih’in kadına nasıl bir değer verdiğini
okuyabiliriz; “İsa Zeytin Dağına gitti. Ertesi sabah
erkenden yine tapınağa döndü. Bütün halk O’nun yanına geliyordu. O da oturup
onlara öğretmeye başladı. Din bilginleri ve Ferisiler zina ederken yakalanmış
bir kadın getirdiler. Kadını orta yere çıkararak İsa’ya “Öğretmen bu kadın
tam zina ederken yakalandı” dediler. “Musa Yasa’da bize böyle kadınların
taşlanmasını buyurdu, sen ne dersin.?” Bunların İsa’yı denemek amacıyla
söylüyorlardı. O’nu suçlayabilmek için bir neden arıyorlardı. İsa eğilmiş parmağıyla toprağa yazı
yazıyordu. Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğruldu ve “İçinizde kim
günahsızsa ilk taşı o atsın” dedi. Sonra yine eğildi toprağa yazmaya
başladı. Bunu işittikleri zaman başta yaşlılar olmak üzere birer birer dışarı
çıkıp İsa’yı yalnız bıraktılar. Kadın ise orta yerde duruyordu. İsa doğrulup
ona “Kadın nerede onlar? Hiçbiri seni yargılamadı mı? Diye sordu. Kadın “Hiçbiri
efendim.” Dedi. İsa “Ben de seni yargılamıyorum”
dedi. “Git artık bir daha günah işleme” Yuhanna 8:1-11 Bu İncil’in en çok bilinen pasajlarından
biridir. Günahsız olan ilk taşı atsın sözü ünlüdür. Ancak bu olayın daha
derinlerinden büyük gerçekler yatmaktadır. İsa Mesih’i neden sınamak istiyorlardı? Çünkü
Kutsal Yasa’nın söylediklerini başka bir bakış açısıyla insanlara
açıklıyordu. Bu yüzden Kutsal yasa’ya göre en ciddi ve ölüm cezası gerektiren
bir suçla karşısına gelerek ne yapacağını görmek istediler. Zina
Tanrı'nın gözünde çok çirkin bir şey idi. Çünkü böylece Tanrı'nın yaratmış
olduğu bedeni ve ruhu kirletiyordunuz. Tanrı'nın büyük saygı duyduğu evlilik
kuruman karşı işlenmiş büyük bir suçtu aynı zamanda zina. Bu kadın bu işi pek çok defalarca yapmış
bir kadındı. Para ile bedenini pazarlıyordu. Aslında herhalde zina ederken
pek çok kere yakalama fırsatları vardı. Ancak bu fırsatı şimdi kullanmak
istediler. “Kutsal Yasa’ya göre bu kadının taşlanması gerekir” diyen Ferisi
yani din bilgini bu konuda bütün gerçeği söylüyor muydu? Kutsal Yasa’daki bu
ayete bir bakalım “Biri başka birinin karısıyla, yani
komşusunun karısıyla zina ederse hem kendisi hem de zina ettiği kadın
kesinlikle öldürülecektir.” Levililer 20:10 “Eğer bir adam başka birinin karısıyla
yatarken yakalanırsa hem kadınla yatan adam hem kadın ikisi de öldürülecek.” Yasa’nın
Tekrarı 22:22 Ferisinin bahsettiği ayetler yukarıdadır.
Ancak görüldüğü gibi Din Bilgini gerçekten doru söylüyordu kadın
öldürülecekti ama eksik bir şey var.. Erkekte öldürülecekti peki bu olayda erkek
nerede? Her şeyde olduğu gibi insan kendi yetkisini güçlü olandan yana kullanarak
hiçbir dayanağı olmayan bir kadını ortaya sermiş ,kendi hemcinsini kurtarmıştı.
Ama İsa Mesih bunun böyle olduğunu
biliyordu ve gerçeği onlara kendi merhametli üslubuyla açıkladı. Normal
erdemli namuslu kadınları bile hor gören bir erkek egemen toplumda İsa Mesih
böyle bir günahkar kadının saygısını yeniden kazandırıyordu. Erkeklere
seslendi “Günahsız olan ilk taşı atsın” herkes kendi vicdanıyla baş başa
kaldı. Dağıldılar. Kadın, İsa Mesih’in önünde duruyordu. İsa Mesih o
anda Sevgi ve Merhamet yasasını yürürlüğe koydu “Ben de seni yargılamıyorum” Bu olay İsa Mesih’in kadınlara olan bakış
açısını bira olsun gösterebilir. İncil’in başlangıcından beri İsa Mesih’in
izleyicilerinin arasında Kadınlarda bulunuyordu. İsa Mesih’i doğuran bir
kadındı. Kadın Tanrı’nın gözünde değerlidir. Yetki
elinde bulunduran için büyük bir sorumluluktur. Tanrı’nın güzündeki değerini
bilen bir kadın için hayata bakış açısı değişir. Çünkü artık onu seven ve
değer veren biri vardır. Yetkiyi kötüye kullanmaya meyilli pek çok insan
olsada etrafımızda bizim için yetkisini sevgiyle kullanan biri var. Bunun
değerini bilmeliyiz. İncilde Tanrı’nın kadına bu yeni düzende
verilen değer özetlenmiştir. “Artık ne Yahudi ne Grek, ne köle ne
özgür, ne erkek ne dişi ayrımı var. Hepiniz
Mesih İsa'da birsiniz.” Gal.3: 28 Sorun sadece kadının erkek ya da toplum
tarafından hak ettiği değeri alması değildir. Hiç kimse bize önem vermiyorsa bile biri
bizi önemsiyor ve seviyor. Bu kişi Tanrı’dır. Tanrı’nın kendisi bizi seviyor
ve değer veriyor. O’na iman ettiğimizde bir gün Tanrı’nın
Egemenliğinde özlediğimiz sevgiyi ve saygıyı alacağız. O’na inanan ve seven
herkes o gün hak ettiği karşılığı alacaktır. |
Her Salı ve Perşembe Turk7 Tv’yi Seyredin TURK-7 yayın detayları ve alıcı ayarları
bilgileri aŞağıdadır. TURK-7 TELEVİZYON YAYINLARI 10.Ocak.2006
dan itibaren (Türkiye
Saati) 06:30
- 07:30 arası ve 16:30 - 17:30 arası (Orta
AvrupaSaati)
|
|||||||||||||||||
|
|
Nasreddin Hoca ve kadın 13. yy da yaşamış bizim ünlü “Hoca” veya buralarda söylendiği gibi
“Hodja”... Bugün yaşanılmış gibi anlatılsa bu öyküler, kim derdi ki 13 yy’ dan
kalma diye...... Bazılarının dili daha kolay anlaşılır olurdu kuşkusuz ama
yine de bir tebessüm belirirdi dudaklarda... Fıkraların bazıları öylesine müstehcen ki, aşağıdakilerin arasına
almak cesaret ister... Ama 13.yy’da Hoca ile karısı arasında neler
konuşulduğunun varsa meraklısı, araştırsın... Bir gün Hoca oğlı
ile giderken bir dane cenazeye rast gelürler. Amma bir karıcık ardına
düşüp ağlayıp aydur: “hay oğul! Günde bu kadar yemekler ve içmekler, ve
yorgan ve döşek içinde yaturken şimdi seni bir eve götürürler ki ne yemek ve
ne içmek, ve ne yorgan ve ne hasır bile yok!” demiş. Amma Hoca’nın oğlı
ayıtmış: “Ay baba! Bu ölüyi bizim eve mi götürürler?” demiş.
*** Hoca merhumun haremi
hastalanır. Her gün, işinden avdette başucuna geçer ağlarmış. Hatır sormağa
gelen komşulardan bir kadın: “Efendi! O kadar üzülme; korkulacak bir şey yok.
Inş’Allah bir müddet sonra savuşturur.” Dediğinde Hoca: “Hanım! Ben meşgul
bir adamım. Yarın kalkar, köylere giderim; yahud başka bir işim olur. Belki
ben köyde iken vefat eder. Şimdilik elim boş iken ağlayayım. Ne yapayım?
Belki sonra elim değmez. Zavallının benden başka da ağlayacak kimsesi yoktur”
demiş.
*** Bir gün Hoca avratına
gazaplanıp bir kerre urmağıla avrat düşüp vefat etdi. Hoca dahi beter
darılup: “Yine döğülmedi bu avrat”. Demiştir...
*** Hikayet
ederler ki Hoca kendi kadı iken bir avrat bir herifi kadıya getürüp
aydur: “Efendi bir ecnebi herif beni tutdı, öpdi. Elbet de benim hakkımı hakk
eyle” dedi. Hoca aydur: “İmdi, ne olmak gerek? Sen dahi herifi öp” !...
*** Bir gün Hoca’nın
karısı Hoca’ya cefa kasd edüp çorbayı ziyade kaynadup, şöyle ki yiyenin
boğazı derisin soyar, ortaya getürmiş. İttifak karı ıssılığın unutmuş; evvel
kaşık ile sömürmiş. Acısından gözlerinden yaş gelmiş. Hoca : “N’oldun karı?
Yohsa çorba ısıcak mı? Demiş. Karı: “Hayır,anam merhum çorbayı pek severdi.
Ol hatırıma geldi, ağlarım.” Demiş. Hoca da gerçek sanup çorbadan içdikte
boğazın yakup ağlayup oğunmuş. Bu kerre avrat: “efendi ne oldun” dedikde hoca
ayıtdı: “ol anan orospu ölüp de sencileyin evladı kaldığına ağlayorum.”
Demiş...
*** Hoca sabahleyin üç okka et
alup hanesine bıraktı. Tekrara işine gitti. Kadın dostlarını toplayup etle
mukemmel bir ziyafet çekti. Hoca akşam gelince önüne sade suya bulgur
pilavını sürdü. Hoca: “Etten bir yemek yapmağa vaktın olmasa bile şu pilava
bir kaç yağlı parçasını atup da biraz lezzetlendirmesini düşünemedin mi?”
dedikte kadın: “Bir parça mani’im oldu.
Ben onunla meşgul iken senin pek sevdiğin tekir kamilen yemiş. Bir de geldim,
ne bakayım? Yalanıyordu.” Demekle Hoca heman koşup kantarı getirdi. Mnagalın
altıntan kediyi çıkarup tarttı. Tam üç okka geldi. Karısına dedi ki: “Be imanı yok! Eğer bu tarttığım et ise,
kedi nereye gitti? Eger kedi ise, hani et?"
*** Ru’yasında komşu
kadınlar Hoca’nın etrafını alup: “Efendi! Sana pek münasibdir.” Diye bir
kadınal izdivac ettirmeğe uğraşıyorlarmış. Hoca helecanla uyanup heman
haremini dürtüp uyandırarak: “Kalk, be gayretsiz kadın! Amma fütursuzsun ha!
Yanı başımda olduğun halde hiç aldırmıyorsun. Komşu kadınlar beni zorla
evlendiriyorlar; üstüne ortak geliyor. Haydi! Şu kadınları def’ et; yoksa sen
bilirsin. Beni söylemedi deme. Eskiye i’tibar yok ha!...” demiştir.
Hoca’yı aldatarak
bir çirkin kadın almışlardı. Sabahleyin Hoca giyinüp sokağa fırlayacağı
esnada nazenin kırıtarak: “Efendi! Akrabanızın erkeklerinden hangilerine
görünüp hangilerine görünmeyeceğim? Deyince Hoca: “Bana görünme de hangisine
istersen görün.” Demiştir. Fıkralar:
Pertev Naili Boratav “Nasreddın Hoca” Edebiyatçılar Derneği
*** |
|
|
|
|
|
|||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|