



TANIKLIKLAR
|
Diğer
Tanıklıklar Bu İSA MESİH
bana insanların davrandığı gibi davranmadı - (Ali Top. - Almanya) Bir Kadiri
Tarikati Şeyhinin Tanıklığı- Cüneyt Artık Ben de
Tanrı'nın Bir Çocuğuyum (Gül Bulut) Ramazan
(Antalya-Incili Kilise Pastörü) Beni
karanlıktan ışığa, ölümden yaşama geçirdi - (Esat Avcıoğlu - Köln) Dua ederken
gözyaşlarım sel gibi akıyordu... - Apo Rumi (Köln) Neden
Hristiyan Oldum? - Mustafa Efe (Istanbul) İslamiyet'ten
Hristiyanliğa Olan İnanç Yolculuğum - Yücel Dualar ve
vaazlar beni çok etkilemisti - Sacide - Köln Aradığımı
Bulmuştum - Yusuf Kara - Köln Abdest, Namaz
Değil Beni Tanrı Lütfu Kurtardı(Güler Taşçı) |
ALLAHIN ÖNÜNDE UTANMAYA BAŞLAMIŞTIM Ekrem (Hollanda) Çocukluğumda, 6-7 yaşlarındayken Konya'nın küçük bir
köyünde oturuyorduk. Kışları her sabah erkenden köyün çocukları olarak
hepimiz camiye gider ve
hocanın önünde namaz surelerini ezberlerdik. Bu sureler Arapça olduğu için
manasını anlamazdık. Fakat namazda okumak için hepimiz kulakdan ezberleyip
öğrenirdik. Ben kendim Allah'ın sözünü ve niteliğini hep merak ederdim. Ortaokul yıllarım sırasında bucak müdürü olan, yüksek
öğrenim görmüs abime bir gün "Allah nedir?" diye sordum. Bu soruyu
duyunca biraz düşündü. Sorunun cevabını bilmediğini açıkca söylemek
istemediği için şöyle cevap verdi: "Bu soruyu şimdi düşünme, büyüdüğün
zaman anlarsın", dedi. Tabii bu söz benim soruma cevap vermediği için
beni daha da merakta bıraktı. Annemle ve babamla hep namaz kıldığım için
onları çok memnun ediyordum. Lakin Kuran'da neler yazıldığını öğrenmek ve
Allah'ın niteliğini açıkça bilmek istiyordum. Liseye geldiğim zaman okul arkadaşlarım arasında aynı
merakın mevcut olduğunu gördüm. O zaman Diyanet İşleri Başkanlığına beraberce
bir mektup yazıp Kuran-ı Kerim'i Türkçe olarak nasıl okuyup
anlayabilecegimizi sorduk. Bize verilen cevapta şöyle yazıyordu: "Kuran-ı
Kerim'in Türkçe tercümelerini okumak yanlış olur, Kuran-ın tefsirleri vardır.
Lakin bu tefsirlerin dili eski Osmanlıcada yazılmıştır. Onun için anlamanız
imkansızdır. Bu sebeplerden dolayı Kuran'ı ancak Arapça sesiyle okuyup sevabını
Allah'a bırakmanız gerekir. Zaten Kuran anlamak için değil, ancak tapınmak
içindir." Ve bizim gibi öğrenmek isteyen meraklı öğrencileri böylece
koyu karanlıklarda bıraktılar. Eğitim Enstitüsü İngilizce bölümünde yatılı olduğum
günlerde de Allah konusundaki merakım devam etti. Namazımı kıldığımı bilen
okul arkadaşlarım hayret ve gıptayla. "Yahu Ekrem, bu namaz işini bu
kadar dersin arasına nasıl sıkıştırıyorsun?", diye soruyorlardı.
"İmanda samimi olsanız siz de namaz kılarsınız ve namaz için zaman bulursunuz;
teneffüste veya yemeğe koşmadan evvel namazınızı kılabilirsiniz, yahut
yemekten sonra kılarsınız" diyordum. Böylece onları utandırıyordum.
Lakin Allah'ın sözünü ve niteliğini kendim de bilmezdim. Öğretmen olduktan sonra da bu namazlara devam ettim. Bu
yüzden benim ismim Hafız oldu, ve bundan çok kibir duyar ve sevinirdim. Bir
gün üniversitede öğrenci olan bir adamla karşılaştım. Dinden,
imandan, Allah'tan ve Allah'ın sözünden laf açıldı. Kenidisi İncil'e imanlı
olduğu için hemen İncil'in batıl ve hükümsüz olduğunu savundum. Bu adam
çalışma odasında bana bir İncil gösterdi ve İncil'i okumamış olduğum için hep
İncil aleyhinde böyle iftirada bulunduğumu ileri sürdü. Gerçekleri oğrenmem
için İncil'i mutlak okumamı istedi "İncil okursam bütün yanlış sözlerin
altını çizerim ve sonunda bu İncil'i yakarım", dedim. Eğer samimi olarak
okur ve Allah'ın merhamet ruhuna aykırı sözler bulursam İncil'i
yakabileceğimi bildirdi. İncil'i okuyup tetkik etmek işini böylece üzerime
yüklenmiş olduğu için İncil'in yanlışlıklarını hemen ispat edip derhal yakmak
istiyordum. İncil'in Matta kısmını
okumaya başladım. Daha yakacağım bir cümle ile karşılaşmadan Matta'nın
beşinci bölümüne geldim. Lakin bu bölümü hemen okuyup geçmek mümkün olmadı.
Yaratan ve yargılayan Allah'ın Ademoğullarından istediği merhametin
yüceliğini ve değerliliğini görünce şaşırdım. Daha ileri gitmeden önce
mutlaka Kuran-ı Kerim'i okumam gerekti. Çünkü en son ve en üstün diye
savunduğum kitap oydu. Onu bilmeden başkasına yıkılmak veya dönmek istemedim.
Kuran'ı okuyup anlamak gerektiğini ve bu işin benim için şart olduğunu
biliyordum. Lakin Kuran'ı nasıl okuyup nasıl anlayacağımı henüz bilmiyordum.
Bu maksatla üç adet Kuran buldum. Bunlardan birisi Türkçe diğer ikisi de
İngilizce olarak yazılmıştı. Kuran-ı Kerim'in asla tercüme edilemeyeceğini
çocukluğumdan beri çok duyup böylece inanmış ve kanmıştım. Üç ayrı tercümeyi
kitap kitap, sure sure, cümle cümle karşılaştırmaya giriştim, okuduğum
cümlelerin her üç tercümede hep aynı manada olduklarını gördüğüm zaman
gerçekte Kuran'ın tercüme edilebileceğine ve Kuran'ın benim elimde olduğuna
inandım. Kuran'ı okuduğum zaman
önce milliyetçilik, dincilik ve erkeklik hislerimden dolayı memnun oldum.
Lakin İncil'de Mesih İsa'nın sözleriyle ve ışığıyla, düşününce, gaddarlık ve
sevgisizlik hislerimden dolayı Allah'ın önünde utanmaya başladım. Savunmak
istediğim din ve kitap Allah'ın gerçek sevgi ve merhamet sözü önünde boşa
çıkınca başka din kitaplarına da bakmak istedim. Bu sebeple Budistlerin
kitabı olan "Buda'nın Öğretişleri" isimli bir kitap aldım. Buda
denen adamın Allah hakkında bir şey ileri sürmediğini, ancak nefsi terbiye ve
başkalarına kötülükten uzak durmayı öğrettiğini gördüm. O zaman evrim teorisi
ve evrimcilik inancının başı olan Darwin'in ideallerini ve Karl Marx
ideallerini okumaya giriştim. Allah'ın eşsiz sevgi ve merhamet sözünü
bilmedikleri için, bütün bu zavallı kişilerin ne derece şaşkın ve şaşırtıcı
olduklarını gördüm. Mesih İsa'yi defalarca
dinlemek gerektiğini anladım. O zamana kadar hiç görmediğim ve hiç duymadığım
kutsal sözleri dinlemek zorunda kaldım. Çünkü İncil'de Mesih İsa şöyle diyor
ve dediğini tatbik ediyordu; "Düşmanlarınızı
sevin ve size baskı yapanlar için dua edin. Öyle ki, göklerdeki Babanızın
oğulları olasınız. Çünkü o güneşini hem kötülerin, hem iyilerin üzerine
doğdurur ve yağmurunu hem doğruların, hem de eğrilerin üzerine yağdırır.
Çünkü eğer yalnız sizi sevenleri severseniz ne karşılık bulursunuz? Eğer
yalnız kardeşlerinize esenlik dilerseniz, ötekilerden üstün sayılabilecek ne
yapmış olursunuz ? Tanrısızlar da aynı yolda davranmıyor mu ? (İncil, Matta
5: 44-47). Kendisi gökten olan
merhametli Mesih, yerden olan günahkar insanlara benzemiyor ve onlarla asla
kıyaslanamıyor. Mesih İsa'daki merhamet ruhunun eşsiz olduğunu anlamaya
başlamıştım. O'nu dövenler, O'nunla alay edenler ve O'nu haça gerip çakanlar
böylece günaha girerlerken, Mesih İsa onlara Kutsal Ruhun'da pek çok merhamet
gösteriyor ve onların hepsi için hayır duası edip ona karşı işledikleri
kusurları bağışlıyor. Ne ettiklerini bilmedikleri için her birinin Tanrı'nın
onları bağışlamasını istiyor. Bu kutsal Ruh, bu istek, bu eşsiz merhamet
yerden olan günahkar insanlarda görülmeyen bir durumdur. Bu kutsal merhametin
ve kudretin önünde Buda, Muhammet, Darwin, Karl Marx ve bütün ademoğulları
son derece düşük ve zavallı olduklarını apaçık gösteriyorlar. İncil'de bizim hepimizi
kurban Mesih'te tövbeye ve sonsuz yaşama çağıran merhametle Allah'ın Kurtuluş
müjdesi olan İncil'i her kulun bilmesini ve kurban Mesih'te kurtulmasını
istemekteyim ve bu yolda ben de imanlı kardeşlerimle birlikte şükür ve hizmet
etmekteyim. Çünkü Allah'ın önünde günahlı olduğunu bilip tövbe eden her kula
kurban Mesih'in ebedi hayat verdiğini biliyorum. Allah'ın ebedi kurtuluş ve
hayat sözü olan bu ebedi Müjde için ancak Allah'a şükür ederim |